2012 yılı 27 Mart öncesi sanat kurumlarının aşağılanmasında yeni ve hızlı bir dönemece girmiştik; yine de yapılan tüm tartışmalara rağmen bu senaryonun hangi çarpık zihinden kaynaklandığı konusunda çeşitli varsayımlar vardı. 2013 Mart ayında ise bu senaryonun Dünyada ve Türkiye’deki rolü daha belirginleşti diyebiliriz. Öncelikle bütün bu senaryoların Türkiye ayağının 2002 TİSK raporundan kotarıldığını bir daha hatırlatmak gerekiyor herkese; çünkü bu konuda anahtar olan bu raporun asıl işlevi küresel sermaye sisteminin yeni dünya düzeni senaryosunun gerekli-gereksiz ayrımıyla toplum mühendisliğine soyunması.