Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

İstanbul AKM’yi Kurtaran Kültür ve Turizm Bakanlığı Değil,
Kültür ve Sanat Örgütlerinin Kararlı Mücadelesidir!

Kültür ve Sanata verilen değer, bir ülkenin gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Kültür ve Sanatı “elit” bir uğraş olarak görüp küçümseyen çağdışı zihniyet, toplumun ve ülkemizin tarihsel, kültürel, sanatsal değerlerini gerçek dışı bilgilerle yozlaştırıp, manipüle ederek, toplumun derin bir karanlığın içine çekilmesine neden olmaktadır. Bu zihniyetin bir yansıması olanların, Devlet Operası ve Tiyatrolarının ve daha bir çok kurumun yaşadığı sorunlara çözüm bulmaktan kaçınanların, sadece Kültür Sanat örgütleri açısından değil, tüm toplum tarafından önemsenen AKM gibi değerleri tadilat gerekçesiyle yıkma girişimlerini unutmuş değiliz.
2008 Mayısı AKM perdelerini kapadı. Yıkılacak-yenilenecek tartışmaları ve çeşitli projeler dolaştı kamuoyunda… 2010 İstanbul Kültür Başkenti Ajansı 75 trilyonluk AKM tadilat parasının nereye gittiğini açıklayamadı ve AKM’yi teğet geçti!
AKM’nin korunup korunmayacağı iktidar, Bakanlık ve Ajans hatta bir kısım medya tarafından ısrarla tartışmaya açılıp aslına uygun yapılmasını isteyen sendikamız başta olmak üzere demokratik kitle örgütleri AKM’nin yapılamamasından dolayı sorumlu tutulmaya çalışıldı. Hatta daha ileri gidilerek mahkeme hedef gösterildi ve AKM panolarına “Mahkemenin aldığı karar nedeniyle AKM yapılamamaktadır.” afişleri bile asıldı.
Geçtiğimiz dört yıl içinde, AKP hükümetinin kültüre ve sanata yönelik saldırıların hem hedefi hem de önemli bir simgesi haline gelmiş olan AKM’nin tadilat gerekçesiyle yıkılmayacak olması, basına yansıtıldığı gibi Kültür ve Turizm Bakanlığının başarısı değil, sendikamız, Mimarlar odası ve çok sayıda diğer kültür ve sanat örgütünün kararlı mücadelesi ve ısrarlı takibinin sonucudur.
AKM’nin geleceği için belleğimize, sanatımıza, hakkımıza sahip çıkmak için alandaki demokratik kitle örgütleriyle onlarca eylem gerçekleştirdik. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun onarım yapılmasını istedik. Uzun bir mücadele ve takip neticesinde, sonunda AKM’nin yaklaşık onarım maliyetinin yarısına yakını Sabancı Holding’ten alınarak yapılacağı Bakanlık tarafından basına yansıtıldı; ancak Koruma Kurulundan geçen projenin Tabanlıoğlu Mimarlıkla uzlaşmaya varılan proje olup olmadığı hala bilinmemektedir. Sabancı Holding’in AKM’nin aslına uygun yapılması koşulu getirmesini ise memnun edici bir söylem olarak kabul etmekteyiz.
Sendikamız, mekânsal olarak tarihi, sosyolojik değerleri olan sanat ortamlarına ve kültür merkezlerine, AKM gibi önemli yapılara sahip çıkmaya devam edecek, AKM’nin ve diğer kültür ve sanat değerlerimizin halkın yararına ve onların hizmetinde olması için dün olduğu gibi, bugün ve gelecekte de kararlı mücadelesini sürdürecektir.

Wednesday, 15 February 2012 00:00

KÜLTÜR MEMUR SEN KİMİ TEMSİL EDİYOR...

Misafir Sanatçıların Sendika Üyeliğine İtiraz Eden Kültür Memur Sen Kimi Temsil Ediyor?

Memur Sen’e bağlı Kültür Memur Sen Sendikası Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazarak, merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan 270 figüran, 30 sanatsal yardımcı eleman, 500 misafir sanatçı ve 485 sahne uygulatıcılarından oluşan toplam 1285 kültür ve sanat emekçisinin sendika hakkının olmadığını ileri sürmüş ve belki de sendikal mücadele tarihinde görülmemiş bir adım atarak, işveren konumunda olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nden Kültür Sanat Sen’e üye olan misafir sanatçıların aidatlarının kesilmemesini istemiştir.

Bu yazı ile Kültür Memur-Sen, Devlet Personel Başkanlığının bilimsel ve hukuki dayanaktan yoksun mütalaasını temel alarak, geçici süreli sözleşmeli personelin kamu görevlisi niteliği taşımadığını bu nedenle de kamu görevlileri sendikalarına üye olamayacaklarını iddia etmektedir. Devlet Personel Başkanlığı daha da ileri giderek, söz konusu personelin işçi de olamayacaklarına dair bir mütalaa daha yayınlamıştır. Tüm bu emekçi düşmanı politikalara karşı sendikamız, misafir sanatçıların sendikamıza üye olabileceklerinin tespiti için, zamanında tekel işçilerinin kamu görevlileri sendikalarına üye olabilecekleri kararını da vermiş olan Ankara 3. İş Mahkemesine başvurarak tespit davası açmıştır. Yani sendikamız, kamu işvereninin yanında bir başka sendikaya karşı da mücadele sürdürmek zorunda kalmıştır.

Sendikanın görevi, bulunduğu hizmet kolunda ki tüm emekçilerin hakkını korumaktır. Bu konuda önüne çıkan engelleri aşmak için mücadele etmelidir. Sendikal örgütlenmenin önündeki setlerin kaldırılması da bunlardan biridir. Bilindiği gibi, kültür, sanat ve turizm hizmet kolunda genel yetkili olan sendikamız Kültür Sanat Sen, hizmet kolumuzda çalışan bütün kamu emekçilerini aralarında hiçbir ayrım yapmaksızın örgütlemeye çalışmaktadır. Durum böyleyken nasıl bir sendika örgütlenme hakkını kullananları resmi yazı ile “ihbar” eder ve kendine sendikayım der.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu(ETUC) tarafından hükümetten bağımsız olmadıkları gerekçesiyle üyelikleri kabul edilmeyen bir konfederasyona bağlı olan Kültür Memur Sen’e sesleniyoruz; bir hükümet görevlisi bir ili ziyarete gittiğinde neden Memur-sen temsilcisini eşlikçi olarak tercih eder.

Nasıl bir sendika, güvencesiz kamu çalışanları için , “yalnızca kamu görevlileri sendikalarına değil, işçi sendikalarına da üye olamayacaklarını” söyleyen bir zihniyetin yanında durur.
Her yerde ve her konuda hükümete yakınlıklarıyla övünen bir sendika nasıl bir sendikadır.
Süreli sözleşmeli sanat emekçilerinin sendikaya üyelikleri sizleri neden bu derece rahatsız ediyor?
Toplu sözleşme görüşmelerinde işveren konumunda olan bir kuruma resmi yazı yazıp, misafir sanatçıların sendika üyeliklerini iptal etmeye çalışarak kime ya da kimlere hizmet ediyorsunuz?

Sendikalar emekçiden yana mücadele örgütlemedikleri sürece tabela sendikası olmanın ötesine gidemezler. Kültür Memur Sen’in, ezilene karşı ezenin yanında bir tutum sergilemesi sendikal mücadele açısından utanç verici bir durumdur. Böylesine büyük bir ayıba imza atanların, yarın kültür, sanat ve turizm emekçilerinin karşısına nasıl çıkacaklarını merak ediyoruz.

Bugüne kadar Kültür Sanat Sen olarak, hizmet kolumuzda çalışan bütün arkadaşlarımızın gün be gün yok edilmeye çalışılan hakları için yürüttüğümüz mücadelemizde, birilerinin yaptığı gibi bakanlık bürokratlarına değil, kendi öz gücümüze dayanarak hareket ettik. Bugünden sonra da bu çizgimizi sürdürmekte kararlıyız. Kültür, sanat ve turizm emekçileri, kimlerin kendileri için mücadele ettiğini ve haklarını savunduğunu çok iyi bilmektedir. Kültür Sanat Sen’in mücadele çizgisi, işverenle içli dışlı olarak ya da onlarla kol kola gezerek değil, talepler üzerinden mücadele ile belirlenmiştir. Bu son olay, Kültür Memur Sen’in gerçek niyetini ortaya çıkarmıştır. Takdir bütün kültür, sanat ve turizm emekçilerinindir.

KÜLTÜR SANAT-SEN GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

Wednesday, 08 February 2012 00:00

MAAŞ ZAMLARI HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI...

Kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyetler giderilmeli, grevli toplusözleşme hakkımızın önündeki bütün yasal ve fiili engeller kaldırılmalıdır!

2.5 milyona yakın kamu emekçisi ile 1 milyon 800 bin memur emeklisinin zamlı maaşlarını 15 Nisan’dan önce almasının mümkün olmadığına ilişkin haberler basına yansımaya başlamıştır. AKP hükümetinin kendi çıkarları doğrultusunda hazırladığı 4688 sayılı yasanın çıkmasını geciktirmesi nedeniyle kamu emekçileri ve aileleri ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

Toplu sözleşmeyi sadece konfederasyonlarla yapılacak olan genel toplu sözleşme ile sınırlayan yasa tasarısında grevli toplu sözleşme hakkımız yasal teminat altına alınmamış, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller aynen varlığını sürdürmektedir. Kapsamından tarafların belirlenmesine, uyuşmazlık halinden Hakem Kurulunun yetki ve bileşimine kadar özgür bir toplu pazarlık düzeni ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, hemen her alanda özgürlükleri tamamen kısıtlamayı hedefleyen yasa tasarısının özüne de ruhuna da tamamen yasakçı ve denetleyici bir mantığın hâkim olduğu sendikamız Kültür Sanat Sen tarafından çeşitli platformlarda belirtilmiştir.

Bütün itirazlarımıza rağmen, kamu emekçilerinin ücret ve sosyal haklarına ilişkin düzenlemelerin, tamamen hükümetin çizdiği çerçevede ele alındığı 4688 sayılı yasada değişiklik öngören düzenlemeler 23 Ocak Pazartesi günü TBMM’ye sunulmuş olmasına karşın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda ele alınıp alt komisyona gönderilmesi nedeniyle süreç uzamış ve kamu emekçileri bir kez daha mağdur edilmiştir.

Hükümet güdümlü sendikacılığı ve “sosyal diyalog” mekanizmasını kurumsallaştıran 4688 sayılı yasa değişiklikleri önce Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek, daha sonra TBMM Genel Kuruluna gelecektir. Meclis ve Cumhurbaşkanı onayı ile birlikte düşünüldüğünde toplusözleşmenin Mart ayından önce başlayabilmesi mümkün görünmemektedir. Toplusözleşme görüşmelerinin bir ay içinde tamamlanacağı göz önüne alındığında, zamlı maaşların 15 Nisan öncesine yetişmesi mümkün görünmemektedir.

Faturamızı bir gün geciktirdiğimizde bizlerden bedelini yasal faizi ile tahsil etmesini bilenlerin, sıra ülkenin dört bir yanında kamu hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için fedakarca çalışan kamu emekçilerinin ücret ve sosyal haklarına gelince “üç maymunu” oynamaları dikkat çekicidir.

Kültür Sanat Sen olarak, yurttaşların fatura ve vergi ödemelerini geciktirdiği zaman çeşitli oranlarda “gecikme zammı” yapan hükümete sesleniyoruz; kamu emekçilerinin ücret artışlarını üç ay gibi uzun sayılacak bir süre geciktirdiğiniz için, tüm kamu emekçileri ve memur emeklilerine olağan ücret artışının yanı sıra “gecikme zammı” yapılmalı, KESK ve Kültür Sanat Sen’in 4688 sayılı yasada yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin önerileri dikkate alınmalıdır.

Kültür Sanat Sen, grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni talep etmekte ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılmasını savunmaktadır. Her sendikanın kendi üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesi imkanını sağlamayan bir düzenlemenin bizler tarafından kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Komisyonlarda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kuruluna sevk edilecek olan yasa sürecinin her aşamasına, tüm olanaklarımızı ve enerjimizi kullanarak müdahil olacağımızı ve temsilcisi olduğumuz bütün kültür, sanat ve turizm emekçileri adına hazırladığımız toplusözleşme taleplerimizin arkasında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

KÜLTÜR SANAT-SEN GENEL MERKEZİ

Monday, 16 January 2012 00:00

TACİZİ UYGULAYAN SÜRÜLSÜN...

Üyemiz, Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na daktilograf olarak çalışmakta iken amirinin küçümseyici, aşağılayıcı tavırlarına ve cinsel tacizine maruz kalmıştır. Bunun yanı sıra, aynı iş yerinde geçici işçi olarak çalışan bir personelden 19.10.2010 tarihinde mesai saati içinde dayak yemiştir. Sendikamız konuyu mahkemeye intikal ettirmiş ve süreç devam etmektedir. Valilik konu ile ilgili soruşturma açtırmıştır. Müdürün tayini iki ay önce Malatya’ya çıkmasına rağmen halen görevini Çanakkalede devam ettirmektedir. Üyemiz ise 76. Madde konu edilerek Edirne’ye tayin edilmiştir.
Bu konuda 16 Ocak 2012 pazartesi günü Ankara’da saat: 11.30’da Opera Binası önünde buluşup Bakanlık Binası’nın önünde yaptığımız basın açıklamasına ilişkin basın metni :

Kadınlara dayak yemelerini, böylelikle sorunların çözüme ulaşacağını salık veren Bursa Müftüsünden sonra, geçtiğimiz günlerde İstanbul Küçük Çekmece belediyesinde bir söyleşinin konuğu olan Yazar Sema Maraşlı’nın “Kadın erkekleşmemeli, teslimiyetçi olmalı, erkeğin kadınlar üzerinde üstünlüğü var” şeklindeki açıklaması, aslında iktidarın kalemşörleri vasıtasıyla kadınların haksızlığa, hukuksuzluğa karşı tepkilerini pasifize etme ve kanıksatma operasyonunun bir parçası gibi görünmektedir.
Şiddeti, tacizi, tecavüzü kadının yaşamının bir parçasıymış gibi meşrulaştırmaya yönelik olan girişimlerin, erkek egemen kültür ve iktidarın resmi kurumları aracılığıyla da besleniyor olması, kadına yönelik işlenen suçların her geçen gün artmasında önemli bir etmen haline gelmektedir; üyemizin yaşadığı sorunlar da aslında bu bütünün bir parçasıdır.
Çanakkale’ de Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir kurumda çalışırken, amirinin tacizine uğrayan üyemiz, konunun mahkemeye taşınması, ses ve telefon kayıtlarının mahkemece bilirkişiye inceletilmesi üzerine, usulsüz olarak bakanlığa bildirilmeden valilik oluru ile Bakanlığa bağlı başka bir kurumda geçici olarak görevlendirilmiştir.
Üyemiz, işyerinde maruz kaldığı cinsel tacizden önce de üç yıl boyunca psikolojik taciz (mobbing) ile mücadele etmiş, göreve başladığı ilk günlerden itibaren, Müdürün küçümseyici ve aşağılayıcı tavırlarına katlanmak zorunda kalmıştır. Bunun yanı sıra, amirinin kışkırtmaları sonucunda aynı iş yerinde geçici işçi olarak çalışan erkek mesai arkadaşından işyerinde dayak yemiştir.
Olayların özellikle yerel basın olmak üzere basında bir hayli yer bulması rahatsızlık yaratmış olacak ki, tepkileri durdurabilmek için amirin tayini Malatya’ya çıkarılmış, ancak aradan 2,5 ay geçmesine rağmen bu tayin gerçekleşmemiştir.
Bir yandan adli süreç devam ederken, üyemiz üzerindeki baskıların artarak devam ettiğini görmekteyiz. 2,5 ay önce hakkında taciz iddiaları bulunan müdürün tayini çıkmasına rağmen tayin belgesinin henüz tebliğ edilemediği anlaşılmaktadır. Oysa tacize uğrayan üyemiz, 06.01.2012 tarihinde müdür odasına çağrılarak Edirne’ye tayin edildiği bildirilmiş ve resmi yazı üç gün sonrasının tarihiyle (09.01.2012) kendisine zorla imzalatılmıştır. Üyemiz tayininin çıktığını o dakikada duymuş, tayin kararı kendisine zorla tebliğ edilmiş, konu ile ilgili avukatını araması bile engellenmiş ve nasıl olabiliyorsa odasından çıkması bile yasaklanmıştır. Bu tebliğ belgesinin altında, her ne hikmetse 2,5 aydır tayini gerçekleşmeyen kurum amirinin imzası bulunmaktadır.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a ve tüm yetkililere soruyoruz: Üyemizin Edirne’ye 76. madde uyarınca, hem de şu dönemde tayin edilmesi düşündürücü değil midir? 2,5 ay önce tayini çıkan erkek amire tayini hala tebliğ edilmemişken, üyemizin tayini aynı gün içinde nasıl tebliğ edilebilmiştir? Cinsel tacize ve şiddete karşı sessiz kalmamak suç mudur? Kuruma gelen müfettişin raporunu 10 aydır tamamlayamamasının nedeni nedir? Şubat 2010 tarihinde üyemize il içinde yapılan geçici görevlendirme (Genel Müdürlük personeli olmasına rağmen) usulsüz değil midir?
Cinsel tacize, mobbinge ve şiddete maruz kalan, sessiz kalmadığı için sürgün edilen, aile düzeni alt üst olan üyemizin sürgün emri bir an önce iptal edilmeli ve sorumlular cezalandırılmalıdır.

2014-2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde sendikamızın taleplerinden biri olan Misafir Sanatçı-Süreli Sözleşmeli Personelin kadroya alınması talebimiz Kamu İşveren Heyeti ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından kabul edilmemesi üzerine, Kamu Personeli 2013 yılı Kasım ayı Danışma Kurulu toplantısında sendikamız tarafından tekrar gündeme getirilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’in 2014-2015 dönemi TİS görüşmelerinde çözüme dair yasalaşması gereken genel ve hizmet kollarına ait çeşitli konuları içeren ve Ocak ayında çıkması muhtemel Torba Yasada yer alması düşünülen konular tartışılmıştır. Bu konuların başında 4/C li personelin kadroya alınması gündeme gelmiştir. Sendikamız geçtiğimiz aylarda 100 bine yakın sözleşmelinin kadroya alınması aşamasında Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personelin de kapsaması için yoğun çaba harcamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı sanat kurumlarında çalışan Süreli Sözleşmeli-Misafir Sanatçı kadrosunda istihdam edilen ve yıllık sözleşme ile çalışan personel için ocak ayında çıkması muhtemel, TİS sürecinde bağıtlanamayan bazı taleplerin torba yasaya ne şekilde eklenebileceği Devlet Personel Başkanlığı ile yapılan toplantıda ele alınmıştır.

03.12.2013 tarihinde Devlet Personel Başkanı Sayın Mehmet Ali KUMBUZOĞLU ile Sendika Genel başkanı Yavuz DEMİRKAYA ve örgütlenme sekreterimiz Şeref EKER ’in katılımları ile yapılan toplantıda Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personelin istihdam biçimi ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Sendikamız tarafından hazırlanan görev tanımı, unvan, çalışma koşulları, özlük ve mali haklarını içeren dosya Devlet Personel Başkanlığına sunulmuştur. Bu toplantıdan önce DT, DOB ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile ön görüşme gerçekleştirilmiştir.

Mevcut sanat kurumları ile ilgili yasa tasarısının gündemde olduğu düşünüldüğünde iş güvencesinin önemi bir kat daha artmaktadır. İlerleyen süreçte sendikamız bu konu ile ilgili yoğun biçimde çalışmaya devam edecektir.

Bakanlığımızda THS’na dâhil olarak çalışan ‘Folklor Araştırmacısı, Kütüphaneci, konservatör ve restoratör ." unvanlarına derece verilmesi ve bu unvanların mali ve sosyal hakları ile ilgilide ayrı bir bilgi notu Devlet Personel Başkanlığına sunulmuştur.

Genel Başkanımız Yavuz DEMİRKAYA; Devlet Personel Başkanı Mehmet Ali KUMBUZOĞLU ile saat 14.00'de Misafir sanatçı ve süreli sözleşmeliler hakkında görüşme yapacaktır.