Kültür Sanat Sen
ACI KAYBIMIZ...
Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Alev BUHARALI, babasını kaybetmiştir. Ailesine, sevenlerine ve yakınlarına başsağllığı dileriz.
SENDİKAMIZ DEFTER, MASA VE DUVAR TAKVİMİ DAĞITIMI...
Sendikamız masa ve duvar takvimi ile defter bastırılmış ve 16.12.2013 tarihinden itibaren dağıtımı yapılmaktadır. Temini için üyelerimizin Bölge Şube Başkanlıklarımız ile il Temsilciliklerine başvurmaları duyurulur.
YOLSUZLUK, RÜŞVET, YAĞMA VE TALANA SEYİRCİ KALMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR!
Türkiye birkaç gündür, siyasi iktidarın yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ile boğazına kadar çamura battığı tarihi günlerinden birisini yaşamaktadır. Aralarında Bakan çocuklarının, banka genel müdürlerinin, AKP’li bir belediyenin ve iş adamlarının olduğu yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ayrıntıları sorunun basit bir yolsuzluk soruşturması olmadığını göstermektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaklaşık bir yıllık teknik takiple “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırmak”, “altın kaçakçılığı” ve “Kültür ve Tabiat Varlıkları’na zarar vermek” suçlamalarıyla üç ayrı soruşturma yürütüldüğünün bilgisi basına kamuoyuna yansımıştır.
Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları arasında yer alan usulsüzlüklerin içinde kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarını da içeriyor olması dikkat çekicidir. Basına yansıyan iddialara göre siyasi belediyeler tarafından onaylanmayan bazı plan tadilatları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Özel ‘Proje Alanı’ veya ‘Kentsel Tasarım Projesi’ ilan edilerek usulsüzlükler yapılmış, bazı kişilerin imar planlarında değişiklik yaptıramadıkları arazileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın görev alanına almak için usulsüz şekilde “Kentsel Dönüşüm Alanı” veya “Rezerv Yapı Alanı” ilan ettirilmiştir.
Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulları’na rüşvet verilerek tarihi yapıların bulunduğu arazilerin, doğal sit alanlarının ve yeşil alanları imara açtıkları, imar planlarında huzurevlerini otel, eğitim alanlarını konut ve ticaret alanı olarak değiştirdikleri, soruşturma dosyasındaki iddialar arasında yer almaktadır. Siyasi iktidarın yıllardır ülkenin bütün kaynaklarını nasıl kendi çıkarları için talan ettiğini, koruma altındaki sit alanlarını, ören yerlerini nasıl imara açtığı bilinmektedir. Son operasyon, yıllardır itiraz ettiğimiz kimi yasa dışı düzenlemelerin hangi mekanizmalar üzerinden hayata geçirildiğini bir kez daha göstermiştir.
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmanın ilk saatlerinden itibaren, Başbakanın bu operasyonun karanlık güç odaklarının Hükümete ve kendisine karşı komplosu olduğunu söylemesi ve soruşturmayı yürüten emniyet müdürlerinin görevden alınması, yaşanan operasyonun ucunun hükümete dayandığının en somut kanıtı niteliğindedir.
11 yıllık iktidarında eğitim ve sağlıktan kültür ve sanat alanına kadar, bütün alanlarda yürütülen “piyasalaştırma” uygulamalarının, tarihi eserlerin, müzelerin, sanat kurumlarının nasıl bir yağma ve talan siyaseti ile denetim altına alındığını bütün boyutlarıyla göstermektedir.
Yolsuzluk, rüşvet ve yağma gibi sistemin çürümüşlüğünün ifadesi olan pisliklerin birer birer ortaya çıkması, siyasi iktidarın yürütülen soruşturmanın üzerinin örtülmesi için bütün imkanlarını seferber etmesini beraberinde getirmiştir. Ancak Hükümet “Soruşturmanın gizliliği ihlal ediliyor” bahanesine sığınarak yaşanan gerçeklerin üstünü daha fazla örtemeyecektir.
Bugün asıl olan yaşanan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda ortaya çıkan ve yüz milyarlarca dolara varan yolsuzluk ve rüşvetin büyük inşaat firmalarından bakanlara, belediye başkanlarına kadar uzanan zincirin bütün halkalarının halkın gözleri önüne serilmesini gerektirmektedir. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonun üzerinin örtülmesine izin verilmemeli, bütün sorumlular açığa çıkarılarak adalet önünde hesap vermelidir. KÜLTÜR SANAT-SEN GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
ACI KAYBIMIZ...
İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Müdürlüğü'nde görevli sanatçı üyemiz Ahmet Sedat BAŞAR'ın vefat etmesinin derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Ailesine, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
ACI KAYBIMIZ...
İzmir Bölge Şubemiz Örgütlenme Sekreteri Nadir ÖZHÜSREV'ın halası vefat etmiştir. Ailesine, sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
70 MİLYON TL'YE NE OLDU?
Gezi eylemleri sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın “İnşallah yıkılacak” yönündeki açıklamalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, eski Bakan Ertuğrul Günay döneminde restorasyon işleri durdurulan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) için ayrılan 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğu merak konusu. Bakanlık ödeneğe ilişkin bugüne değin herhangi bir açıklama yapmazken, Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, “Kerelerce 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu konunun üstü kapatıldı. Yasal olarak AKM’nin restorasyonu için ayrılmış bir paraydı bu. Nereye ödendi, meçhul” dedi.
2008’den bu yana kapalı olan AKM’nin restorasyon çalışmaları için en son Ertuğrul Günay’ın bakanlığı döneminde, 2012 yılında, mutabakat imzalandı. Mutabakata göre Sabancı Holding restorasyon çalışması için 30 milyon TL’lik katkı sağlamayı vaat etti. Bakanlık da söz konusu restorasyon için bütçeden 40 milyon TL ayırdı. Binanın restorasyonunun 29 Ekim 2013’te son bulacağı ve Cumhuriyet Bayramı’nda yeniden binada sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirileceği bizzat eski Bakan Günay tarafından dile getirilmişti. Ancak, binanın restorasyonu Gezi eylemleri sırasında Başbakan Erdoğan ’ın “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera olarak kültür merkezi yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim” sözlerinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca durdurulmuştu.
‘AKM’yi hukuk koruyor’
Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, AKM’yle ilgili en son Bakan Ömer Çelik’in bütçe görüşmeleri sırasında “AKM’yi yıkacağız, yerine opera binası yapacağız” açıklaması yaptığını anımsattı. Binanın 2012 yılında restorasyon işleri için Sabancı Holding’in verdiği 30 milyon TL’lik maddi desteğin yanında 40 milyon TL’lik bakanlık bütçesinden pay alındığını ve bu bütçenin yasal olarak AKM’nin restorasyonu için harcanması gerektiğini vurgulayan Demirkaya, şunları söyledi:
“Kerelerce sendika olarak 70 milyon TL’lik bu ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu paranın nereye harcandığı hâlâ meçhul. Üstelik bu para kamuoyunun da bildiği bir para. Bakanlık desin ki, ‘Biz bu parayı turizm için harcadık, tanıtma için harcadık.’ Ama bu da söylenmiyor. Paraya ne olduğu belli değil. Sabancı Holding bina için ne kadar para harcadı bugüne değin? Harcanan para iade edildi mi, belli değil. Ayrıca 2006 yılından bu yana binanın ‘depreme dayanıksız’ olduğu dile getiriliyor. Binanın depreme dayanaklı olduğuna ilişkin bilirkişi raporları var. Hatta bu bilirkişi raporlarında, ‘Binanın eski sisteminde kullanılan malzemeleri hâlâ nitelikli ve dayanıklı’ deniyor. Buna karşın orada bir restorasyon işleri başlatıldı. Sonra bu restorasyon işleri de Bakan’ın bir sözüyle durduruldu. Şimdi sormak gerekmez mi, madem bu bina depreme dayanıksız. Neden o zaman özellikle Gezi eylemlerinden sonra polisler o binada mesket tuttu? Neden orayı bir tür karargâha çevirdiler? O bina yıkılamaz, her şeyden önce orayı hukuk koruyor.”
‘UNESCO listesinden çıkaracaklar’
“AKM için bir acil durum daha var. İstanbul UNESCO listesinden çıkarılacak. Çünkü hükümet İstanbul ve İstanbul’daki tarihi yapılar için gerekeni yapmıyor” diyen Demirkaya, İstanbul’un UNESCO listesinden çıkarılacak olmasının hükümeti çok zor duruma düşüreceğini de kaydetti. Taksim Meydanı’nın baştan aşağı SİT alanlarıyla dolu olduğuna işaret eden Demirkaya, daha önce sendikanın açtığı davada mahkemenin ret kararlarından birisinin de AKM’nin bulunduğu yerin “kimin olduğuna dair kesin bir bilginin de saptanamamasına bağladığı” olduğunu kaydetti. Demirkaya, “Binanın bulunduğu yerin tamamı kamuya ait değil, belediyeye ait olan alan da var, şahsa ait olan alanlar da” dedi. Bu nedenle de binanın yıkımının “vahim sonuçlar doğrucağını” vurgulayan Demirkaya, kendilerine gelen bilgiye göre bina eğer yıkılırsa, yerine bir AVM yapılacağı ve opera binasının da bu AVM içinde faaliyet göstereceğine dikkat çekti. Demirkaya, “Böylece artık orada büyük prodüksiyonları izlemek hayal olur. Orada cümbür cemaat içinde sanat üretilir” diye konuştu. (Cumhuriyet) SELDA GÜNEYSU





