Kültür Sanat Sen

Kültür Sanat Sen

Monday, 29 December 2014 14:48

I. DÖNEM TİS TOPLANTI TUTANAĞI

KÜLTÜR SANAT SEN 88 MADDEDEN OLUŞAN TEKLİFİNİ 24 NİSAN 2012 TARİHİNDE DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINA İLETMİŞTİR.

TALEPLERİN TÜMÜ LİNKTEDİR. http://www.kultursanatsen.org/kks/index.php/1_/genel-merkezden/item/467-2012-2013-yili-toplu-s%C3%B6zle%C5%9Fme-taleplerimiz 

HİZMET KOLLARINA YÖNELİK MALİ VE SOSYAL HAKLARA İLİŞKİN KONULAR

Kültür ve Sanat Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplantı Tutanağı;

Kamu işveren Heyeti ile Kültür ve Sanat emekçileri Sendikası arasında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde Kamu İşveren Heyeti aşağıdaki maddeleri ihtiva eden hususlarda teklifte bulunmuştur.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun 29 Mayıs 2012 tarihli kararı 1 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Toplantı Tutanağı ektedir.

İzmir Bölge Şube yöneticilerimiz ve MYK Üyemiz 'Muammer Sun' hocamız ve Bora arkadaşımızı ziyaret ettiler.

Kültür Sanat Sen İzmir şubesine teşekür ediyoruz.

BİRİMİZ HEPİMİZ HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN!

Değerli basın mensubu arkadaşlar,

Sanatçılar olarak,çıkar ilişkilerinin baş tacı edildiği, uzmanlığın, bilginin, deneyim ve donanımın hiçe sayıldığı, sanatın içine tükürüldüğü, sanatçıya neredeyse ahlaksız gözüyle bakıldığı en şansız, en tehlikeli dönemleri yaşıyoruz.

Bugün ülkemizde onurlu, ilkeli duruşunu koruyabilen,Cumhuriyetin yarattığı çağdaş değerlere sahip çıkmayı sürdürebilen aydınlarımız, sanatçılarımız her zamankinden daha değerli. Her gün yeni bir görevden alma, baskı, sansür, yasaklama kararı duyuyoruz. İşte bu ortamda sanatçılarımızın erdemli duruşunu koruyabilmeleri de çok zor…

Bestecimiz, müzik eğitmenimiz, klasik müziğimizin duayenlerinden Muammer Sun Hocamız, yaşamı boyunca haksızlıklara karşı çıkmayı, mağdurun yanında durmayı, sanatçı onuruyla topluma örnek olmayı misyon edinmiş, erdemli duruşunu koruyabimiş bu ender sanatçılarımızdan.
Bakanlık Senfoni orkestrasının yıllık programından Fazıl Say’ın eserlerini çıkarıp yerine Muammer Sun’unkileri koymak istediğinde tam bir dayanışma örneği sergiledi, eserlerinin çalınmasına izin vermedi.
’’Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için’’ dedi, Fazıl Say’a destek oldu.
Bakanlık tüm ödenekli kurumları bitirmenin, sanat alanlarını kurutmanın yasasını ;TÜSAK tuzağını kurdu. Muammer Sun Hocamız tuzakla savaşmayı görev bildi;bayrak açtı, hepimize önder oldu. Ona minnetimiz sonsuz!
Bugün ustamıza saygımızı sunmak, teşekkür etmek, elini öpmek için Kültür Sanat Sen olarak buradayız.İzmir’den, İstanbul’dan yöneticilerimizle birlikte kendisinden feyz almaya,
önünde eğilmeye geldik.

Ayrıca bugün bir amacımız da turne dönüşü trafik kazası geçiren, 4 aydır hastanelerde tedavi gören İzmir balesi dansçılarından Bora ACAR ZÖNGÜR arkadaşımızı Gata’da ziyaret etmek, moral vermek, tüm sanatçı üyelerimizin iyilik dileklerini iletmek.
Bora arkadaşımızın tekrar dans edebilmesi en büyük isteğimiz…İyilik müjdesini vasıtanızla verebilmeyi diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, mağara duvarlarına resim çizen insanoğlu en ilkel çağdan beri sanat yapabilmenin yolunu bulduysa bugünkü engelleyici zihniyetle savaşmayı da başaracaktır. Bunu tek yürek, tek ses olup kenetlenerek başaracağız.
Bugün bir ustamızın ışığıyla aydınlanmaya, bir sanatçımızın elini tutup ona güç vermeye geldik.
Baskılar bizi her zamankinden daha çok kenetledi.
Şimdi tek ses olarak bağırıyoruz: Özgür ve özerk sanat ülkemizin hakkıdır. Bu haktan ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ.

Emeklilik İkramiyesinde Hak Kaybına Son! Açtığımız Dava Lehimize Sonuçlandı!

 

Cum, 26 Aralık 2014



Bağlı sendikamız ESM’nin başvurusu üzerine dün (25 Aralık) Anayasa Mahkemesi’nde görüşülerek iptal edilen Emekli Sandığı Kanunu'nun, "emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağı" hükmüne ilişkin açıklama bugün (26 Aralık) Konfederasyonumuz Merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.

ESM Genel Başkanı Mustafa Şenoğlu’nun basın açıklaması metni aşağıdadır.

Bugün sizlerle kamu emekçileri adına Konfederasyonumuz ve Sendikamız ESM’nin yıllarca süren mücadelesinin sonucu kazanılan hukuki bir zaferi paylaşmak için toplanmış bulunmaktayız.

Bilindiği üzere kamu emekçileri kaç yıllık hizmetleri olursa olsun, en fazla 30 yıl hizmet üzerinden emekli ikramiyesi alabilmektedir. 30 yılın üzeri için kendilerine herhangi bir ödeme yapılmamaktadır. Özellikle son yıllarda, çalışan maaşı ile emekli maaşı arasındaki farkın çok artması dolayısıyla, pek çok kamu emekçisi zorunlu olarak 30 yılın üzerinde çalışmak durumunda kalmaktadır. Bu çalışmanın önemli bir kısmının ikramiye dışında bırakılması ise büyük bir hak kaybına yol açmaktadır.

Konfederasyonumuz ve bağlı sendikamız Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) toplu sözleşme önerisi olarak yıllardır savunduğu bu konuyu emekli olan Şube Başkanımız üzerinden yargıya taşımıştır. ESM’nin  Ankara eski 1 no’lu Şube Başkanı  Hasan Hüseyin KAYA, Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak, 30 yılı aşan hizmetleri için kendisine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmiş, bu talebin reddi üzerine de, Sendikamız aracılığıyla 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 89. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “…verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler … (dikkate alınmaz)” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla, iptal davası açmıştır. Anayasaya aykırılık iddiamız, Ankara 10. İdare Mahkemesi tarafından yerinde bulunmuş ve mahkeme yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Anayasa Mahkemesi, 2013 yılı Ekim ayı itibariyle dosyanın esasına geçilmesine karar vermiş olup, 25 Aralık 2014 günü söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Böylelikle emekli ikramiyesinin ödenmesinde 30 yıl sınırı ortadan kalkmış ve kamu emekçileri çalıştıkları sürenin tamamı üzerinden emekli ikramiyesi almaya hak kazanmıştır.

30 yıldan fazla çalışmış olup 30 yıl üzerinden emekli ikramiyesi almış olan kamu emekçilerinin de geriye dönük talepte bulunup bulanamayacağına yönelik yoğun sorularla karşılaşmaktayız. Kanaatimizce bu hak, emekli olan kamu emekçilerini de etkileyecek ve onların da 30 yıl üzeri çalışmaları için emekli ikramiyesi alma haklarını doğuracaktır. 

Sendikamız ESM’nin başvurusu üzerine, konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınması sonrasında yasanın iptal edilebileceğini anlayan hükümet yetkilileri, bu durumu kendi lehlerine çevirmek için, bir süre önce bir yasa değişikliğini gündeme getirmişlerdir. Yasanın detayları henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, emekli ikramiyesinde 30 yıl şartı yerine, 30 yıldan fazla hizmetler için kademeli yıl şartının getirileceği, anlaşılmaktadır. Bu göstermelik yasa değişikliğinin bizim talebimizi karşılamaktan çok uzak olduğu gibi, anayasa mahkemesinin iptal kararına da açıkça aykırı olacaktır.

Açtığımız davada belirttiğimiz ve Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul edildiği üzere; emekli ikramiyesinin ödenmesinde süre sınırının olması açıkça Anayasa’ya aykırıdır. Bu durumda, gündeme getirilen yeni yasal düzenleme de kaçınılmaz biçimde Anayasa’ya aykırı olacaktır. Yapılması gereken iptal kararının uygulanması ve tüm süre sınırlaması kaldırılarak kamu emekçilerinin, çalıştıkları sürenin tamamı üzerinden, emekli ikramiyesi almalarının sağlanmasıdır. Zira böyle bir sınır işçiler için söz konusu değildir. İşçiler kıdem tazminatlarını kıdem sürelerinin tamamı üzerinden alabilmektedirler. Yani bir işçinin 30 yılı aşan çalışması için kıdem tazminatı alma hakkı vardır. Aynı hakkın emekli ikramiyesi bakımından kamu görevlilerine de tanınması gerekmektedir. Aksi yöndeki tüm yasal düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin de kabul ettiği gibi, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olacaktır.

Anayasa Mahkemesi bir başka konuda verdiği kararda aynen (Anayasa Mahkemesi’nin 05.02.2009 tarihli, 2005/40 E. ve 2009/17 K. sayılı kararı) “Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa’nın 10. maddesindeki “kanun önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.”demek suretiyle bu hususu açıklamıştır.

Emekli ikramiyesinin hesabında, 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağı hükmü, emekli olma şartlarında zamanla oluşan değişiklikler dolayısıyla da hukuksal dayanağını yitirmiş ve bir başka açıdan daha Anayasa’ya aykırı hale gelmiştir.  

Şöyle ki; artık kamu çalışanlarının kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl çalışma şartını yerine getirmeleri emekli olmaları için yeterli değildir. Bunun yanı sıra bir de gerekli yaş şartını taşımaları gerekmektedir. Bu yaş 65’e kadar uzamaktadır. Yani artık bir kamu çalışanı gerekli çalışma süresini tamamlamış olsa dahi, emekli aylığına ve emekli ikramiyesini hak kazanmak için gerekli yaş sınırını doldurmayı beklemek zorundadır. Bu durumda gerekli çalışma süresini doldurduktan sonra çalışmaya devam etmek, eskiden olduğu gibi kamu emekçileri bakımından bir tercih değil zorunluluk halini almıştır.

Bu durumda da Emekli Sandığı Kanunu’nun 89/4. maddesinde yer alan “30 fiili hizmet yılından fazla süreler” cümlesi ile getirilen şart bir angarya halini almıştır. 30 yılı aşan çalışmanın ihtiyari olmaktan çıkıp, hayatın olağan akışı gereği zorunlu hale gelmesiyle birlikte, çalışılan sürenin tamamı için emekli ikramiyesi ödenmesi Anayasa’da düzenlenen “angarya yasağının” da bir gereğidir.

Açıkladığımız nedenlerle; KESK ve ESM’nin mücadelesi sonucu verilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararı tüm kamu emekçileri bakımından haklı ve önemli bir kazanımdır.

Kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını korumak, yeni haklar kazanmak için fiili ve hukuki mücadele yürüten KESK ve ESM, bu başarının sahibi ve mimarıdır.

Kimi basın organlarında yer aldığı gibi, bu davanın MEMUR-SEN ile hiçbir ilgisi yoktur. Hükümet yandaşlığı ve baskı ile kamu emekçilerini üye yapmaya çalışan MEMUR-SEN, kamu emekçilerine yaşattığı hak kayıplarını unutturmak adına, başarımızdan nemalanma uğraşı içindedir. Bu samimiyetten uzak ve gayri ahlaki çabaları sendikal mücadele ilkelerine de aykırı görmekteyiz.

Tüm kamu emekçileri bilmelidir ki, dün olduğu gibi bugün de haklarının yegâne koruyucusu ve savunucusu KESK ve KESK’e bağlı sendikalardır.

Bu vesileyle kararın tüm kamu emekçilerine hayırlı olmasını diliyor, kamu emekçilerini daha güçlü ve örgütlü bir mücadele için KESK çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz!

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz

Yaşasın ESM

Yaşasın KESK

Kültür Sanat Sen, 2014-2015 dönemini kapsayan II.Dönem Toplu İş Sözleşmesini imzalayan konfederasyon yetkilileri hakkında kamu görevlilerini hak mahrumiyetine uğrattıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Örneğin;

. Memur sendikaları konfederasyon yöneticileri 07.08.2013 tarihinde çalışma bakanlığı ile yaptıkları toplu sözleşme görüşmelerinde görevlerini layıkıyla yapmadıkları gibi asıl görevleri olan memurların (kamu çalışanlarının) ücret özlük hakları vs. gibi haklarını güçlendirilmesi olduğunu unutarak çalışanların hakları yerine idarenin haklarını savunan bir yaklaşım içinde bulunmuşlardır. Örneklemek gerekirse çalışma bakanlığı bu toplu sözleşme görüşmelerinde kamu çalışanlarına 221 TL bürüt teklif etmiş olmasına karşın şüpheli memur sendikaları konfederasyonu yöneticileri yıllık bürüt 175 TL rakamı teklif edip bu rakam üzerinden uzlaşmışlardır.

.2014-2015 Mutabakatı: 2014 yılında enflasyon farkı ödemesi yok; yani taban aylık katsayısına bağlı ödeme tutarlarında artış yok. Ek ders ücretlerinde %0,Ek ödemelerde %0,Aile/eş yardımında %0, Çocuk yardımında %0, Özel hizmet tazminatlarında %0, Doğum ve ölüm yardımlarında %0, Harcırahlarda %0, Fazla mesai Ücretlerinde %0, 2014 yılı maaş artışlarımız taban aylığa (bürüt 175 tl) yapıldığı ve enflasyon farkı verilmediği için taban aylık katsayısına bağlı ödeme tutarlarında ciddi kayıp yaşanmakta. Çalışma bakanlığı-Memur Sen mutabakatı sonucunda kamu 2014 yılında sadece aile yardımında yıllık 150 TL kayıp yaşanacaktır.

           

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasanın,31.Maddesi -  üçüncü parağrafı der ki;Toplu sözleşme görüşmelerine, ağustos ayının ilk işgünü Kamu İşveren Heyeti Başkanınca belirlenen ve Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetine dahil konfederasyonlara görüşmelerin başlamasından en az bir hafta önceden bildirilen yerde başlanır. Toplu sözleşme süreci, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararının alınması da dahil olmak üzere en geç ağustos ayının son işgünü tamamlanır. Hafta sonu tatil günleri hariç olmak üzere resmî tatil günlerine rastlayan günlerde toplu sözleşme görüşmelerine ara verilir. Toplu sözleşme görüşmelerinin yürütülmesinde uygulanacak yöntem ve görüşme takvimi yönetmelikle düzenlenir.

KÜLTÜR SANAT SEN TİS taleplerini,görüşmelerden  önce Devlet Personel Başkanlığına yazılı olarak iletilmiştir.07.08.2013 tarihi saat 13:30 da Resmi Tatil başlamasına rağmen Kamu İşveren Heyeti ile MEMUR SEN mutakabat metni imzalamışlardı.Bu nedenle hizmet kolunda   yetkili KÜLTÜR SANAT SEN’İN  Taleplerinin masada konuşma ve gündem oluşturma  olanağı ellerinden alınmıştır.

KÜLTÜR SANAT SEN olarak belirtilen nedenlerle Ankara Cumhuriyet Savcılığına MEMUR SEN yöneticileri hakkında ‘görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma’ konusunda suç duyurusunda bulunulmuştur.

Thursday, 11 December 2014 10:14

AYM MEMURUN GREV HAKKINI TESCİL ETTİ

AZİZ ÇELİK

11 ARALIK 2014 / PERŞEMBE  BİRGÜN GAZETESİ

Kamu görevlileri, kamu çalışanları, memurlar, kamuda sendikacılık yapanlar!

Bu Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını çoğaltın, dağıtın, okuyun ve okutun. Özellikle iş bilmez ve hukuk tanımaz idarecilere okutun.

Okusun ve anlasınlar ki, memurun grev hakkı en üst mahkeme tarafından da tescil edildi. Artık abuk gerekçeleri, keyfi ceza ve soruşturmaları çöpe atsınlar.

AYM bireysel başvuru kapsamında kamu görevlilerinin grev hakkı ile ilgili son derece yaşamsal bir karar verdi. Kamu görevlilerinin grevi de içeren toplu eylem hakkı yeni bir güvenceye daha kavuştu.

AYM, Eğitim Sen üyesi bir öğretmenin, sendika yönetim kurulu tarafından 4+4+4 olarak bilinen eğitime ilişkin yasal düzenlemeleri protesto etmek amacıyla 28-29 Mart 2012 tarihlerinde ülke çapında “uyarı grevi” yapılmasına dönük kararına uyarak greve gittiği için uyarma cezası ile cezalandırılmasını Anayasanın 51. maddesindeki grev hakkının ihlali saydı. AYM İkinci Bölümünün 18/9/2014 tarihinde verdiği 2013/8463 başvuru numaralı kararı 4 Aralık 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Daha önce Danıştay tarafından benzer kararlar verilmiş olmasına ve bu konuda idari yargı içtihadı oluşmasına rağmen bu karar AYM düzeyinde verilen ilk karar olma niteliğini taşıyor. AYM, Devlet Memurları Yasası’nda yer alan grev yasağını kadük saymış ve Anayasanın 51. Maddesindeki sendika hakkını ILO Sözleşmeleri, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları ve Avrupa Sosyal Şartı çerçevesinde özgürlükçü bir biçimde yorumlamıştır.

AYM kararında şöyle demektedir: “Anayasa’nın 51-54. Maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başka Örgütlenme Özgürlüğü ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgili Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı ile tamamlanmaktadır. Anayasanın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlar tarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.”

AYM’nin bu yorumu sendikal hak ve özgürlükler için önemli bir açılım getirmekte ve bu hakların uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile birlikte ele alınması gereğinin altını çizmektedir. AYM’nin bu yorumu herkes için bağlayıcıdır.

AYM kararında, demokratik bir toplumda ordu, emniyet ve başka bazı sektörlerde sendikal faaliyete sınırlar getirilmesinin mümkün olduğunu ancak başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu göz önüne alındığında memurların bu haktan tümüyle mahrum bırakılamayacaklarını belirtmektedir.

Mahkeme kararında “verilen uyarma cezası hafif olsa da başvurucu gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşru grev veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek niteliğe sahiptir” görüşüne yer verilmiştir. Mahkeme, hafif olsa da uyarma cezasının “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” sonucu varmış ve bu cezayla Anayasa’nın 51. Maddesi’nde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

AYM’nin verdiği karar ilkesel ve emsal niteliktedir ve benzer ihlaller için de geçerlidir. Bu nedenle grev hakkının kullanımı nedeniyle açılan benzer soruşturmaların durdurulması ve verilen idari cezaların kaldırılması gereklidir.

Bilindiği gibi kısa bir süre önce AYM, 6356 sayılı yasadaki grev yasaklarından bazıları (bankacılık ve şehiriçi ulaşım) iptal ederek önemli bir adım atmıştı. Bu yeni kararı ile grev hakkını sendika hakkının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmiştir.

AYM kararı sonrasında boş ve bilgisiz tartışmalar ile hukuksuz uygulamalar bitmelidir. Kamu görevlisinin grev hakkı en üst düzeyde tescil edilmiştir. Kamu görevlileri grev hakkını kullanırken artık yeni bir güvenceye daha sahiptir.

AYM bu kararıyla, bir yasa hazırlığına ve bir hükümet politikasına karşı bir kamu görevlileri sendikasının almış olduğu grev kararını hukuka uygun bulmuş ve böylece sendika ve grev hakkını geniş yorumlamıştır. AYM’nin bu kararı yıllardır kamu görevlilerin sendikal hakları için mücadele edenler için gurur verici bir sonuçtur.

Tuesday, 09 December 2014 14:56

13 ARALIK'TA ANKARA'DAYIZ

1-)Yoksulluğa,Yolsuzluğa,Güvencesizliğe

2-) Sanat Kurumlarının itibarsızlaştırılmasına ve Sahnelerin satışına,

3-)Kültür Varlıkları ve Hizmetlerinin piyasalaştırılmasına karşı

Arkeolog,Sanat Tarihçi,Kütüphaneci,Restoratör,Konservatör,Folklor Araştırmacısı ve Turizm Araştırmacısı unvanlarına  atama yapılması,Süreli Sözleşmeli Personel ve Misafir Sanatçıların  kadroya alınması için ek bütçe talep ediyoruz