Kültür Sanat Sen
BİR SOPA DA MAHKEMEDEN...
Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de polis ve faşistler tarafından linç edilerek öldürülen Ali İsmail KORKMAZ’a ilişkin Kayseri’de görülen davanın bugünkü (21.01.2015) duruşmasında karar verildi. Ali İsmail KORKMAZ’ı sopalarla linç ederek katleden polislere ““kasten adam öldürmek”ten değil de “'kastı aşan surette yaralama"dan ceza verilmesi ve ardından da “iyi hal”den indirim uygulanması adalete duyulan güvensizliğin haklılığını bir kez daha teyit etmiştir. Mahkemenin kararı kamuoyu vicdanını yaralamış, demokratik muhalefete yönelik iktidarın oluşturduğu otoriter ve baskıcı ortama güç katmıştır.
Mahkemenin bu kararından cesaret alınmış olmalı ki, mahkeme salonundaki kimi polisler ailelere silah çekmiş mahkeme dışında ise gazla ve copla saldırılmıştır.
Gerek mahkeme sırasında gerekse de karar sonrası mahkeme dışında polisin duruşmayı izleyenlere karşı yaptığı saldırıyı kınıyor, hak ve özgürlüklere yönelik baskıların son bulmasını istiyoruz.
Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da davanın takipçisi olacak, adalet yerini buluncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz.
FAZIL SAY ÇOK NET AÇIKLAMIŞ...
"Ben Boğaziçi Caz Korosunu severim. Beğenirim. Beraber yapmak istediğim işler de var (Yeni Şarkılar da bir caz vokalli Can Yücel parçası) Şefleri Masis son derece yetenekli, üretken , hedefleri olan, çalışkan bir müzisyendir.Koroda da fevkalade iyi sesler mevcut. (En son Bodrumda bir konserde dinlemiştim) Koronun Gezi sırasındaki yaratıcı sempatik parçası da ayrıca akıllarımızdadır hep... Burada ciddi bir tartışma olmuş, pek çok dostumuz da burada söz sahibi olmuş...Dostlar bence burada bu tartışmayı kapatalım.
Caz korosu kanımca, bu Zorlu Center LA BOHEME Operası projesinde 3 ciddi hata yapmıştır... (ki hata her zaman olur, yeter ki tekrarlanmasın ve düzeltilme şansı olsun)
1- Zorlu'da para almadan bu işi yaptıklarını çok üstüne basarak anons ederek , nacizane, kanımca, kendi bindikleri dalları kesmişlerdir. (Zorlu konser bilet fiyatları NewYork Paris ile neredeyse aynı, yani kim kime niye böyle bir iyilik yapıyor anlamış değil kimse), Bu Koro, Bir daha hangi festivalden ve hangi organizasyondan 1 lira daha fazla isteyebilir?, 15-20 kişilik koronun uçak otel masrafı bir daha karşılanır mı, ciddiye alınırlar mı onu bilemedim..
2- Türkiye'de aldıkları eleştirilerin çoğu Opera camiasından. Bilindiği gibi, 20-30 yaş grubu neredeyse iki nesil şancımız işsiz.
Türkiyede kadro yok. Bırakın parasını,hakkını , mesleklerini icra edip gönüllerini doyuracak durumda değiller: ki onları da anlamak lazım, ne çok isterlerdi değil mi?
Bu insanların (ki aralarında pek çok eşsiz yetenekli, çok iyi sesli genç operacılar da var) dertlerini anlamak lazım.
Burada aslında Caz Korosu , Klasik Opera sanatının eğitimini görmüş, emek vermiş meslektaşlarına yol açmalıydı. Türkiyedeki çok ciddi sanatsal ve kurumsal krizlerin önüne dayanışmalarla geçilebilinir. yani daha da açıkçası,
"Zorlu Center, filanca piyanistden keman çalmasını istedi diye o piyanist bir dahaki konsere keman çalmasın! bilmediği işi yapmasın, ama , mesela Zorlu'ya bir kemancı tavsiye etsin"... Diyebilelim..
Gençler her şeyin iyi yapanını öne çıkarabilmeli, paylaşımcı olmalı. Boğaziçi Caz korosu değerlenirdi bu tavır ile...
3- Zorlu'nun bilet fiyatlarını realistik bulmuyorum. Türkiye'deki kültür sanat yatırımı açısından. Bu sadece zenginlerin eğlencesine dönecek bir iki yıl içinde...
İnsanlara ulaşan fikirleri severim, Zorlu konusunda hayli hayal kırıklıklarım oluşmuş durumda. Türkiye için bir şeyler yapılmalı , çocuklar için, gençler için..
Bir konser salonu sahibine para kazandırma makinesine dönüşünce bütün bu "aydınlanmacılık" sona eriyor kanımca...
Bir de detay; Ciddi bir "içindeki müzik ne*" sorusu oluşturan şef, Cem Mansur'un yönettiği bir La Boheme ise emin olun biraz Müzik bilen bir insanın o paraları vermesine cevap olamayacaktır...
Bu da kanımca üçüncü hata."
Fazıl SAY
ÜLKEMİZDE SENDİKA İŞÇİLERDE DİSK,MEMURLARDA KESK'TİR
Çeşme Belediyesi Toplu İş Sözleşmesi’nde Ücret ve Sosyal Hak Sevinci.
Çeşme Belediyesi ile Sendikamız arasında imzalanan toplu sözleşmede bir işçinin taban ücreti ortalama % 100 artışla 105.00 TL’ye, çıplak maaşı ise net 3 bin TL’ye yaklaştı. DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’ın hazır bulunduğu imza töreninde sendika ve belediye yöneticileri ile çok sayıda üyemiz olan belediye işçisi hazır bulundu.
DİSK ve Sendikamızın Genel Başkanı Kani Beko, Çeşme Belediyesi ile imzalanan toplu sözleşmenin tüm ülkeye örnek olması gerektiğini söyleyerek, belediye başkanı Muhittin Dalgıç’ı böyle bir sözleşmeye imza attığı için yürekten kutladığını belirtti. Beko, imzalanan toplu sözleşmenin diğer sözleşmelerle kıyaslandığında rekor düzeyde bir artış içerdiğini ve toplu sözleşmeye eklenen ‘Kadına Yönelik Şiddet’ içeren bir maddeyle kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılarak eşine şiddet uygulayan erkeğin maaşının 6 ay boyunca şiddet gören eşe verileceğinin altını çizdi.
Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ise, kendisinin emeğin yüce değerinin bilen bir insan olduğunu belirterek, “Emek veren arkadaşlarım şunu bilmelidirler ki; bu artış, bu kurumun imkanları dahilinde verilmiştir. İnsanca yaşamanın gerektiği maddi yapıyı, iş barışını ve niteliklerini sağlamakla yükümlüyüz. Ben çalışan arkadaşlarımı her zaman kendi ailemden bir birey olarak görmüşümdür. İşçi arkadaşımın yaşadığı sıkıntı ne ise bende aynısını yaşıyorum” dedi.
Toplu sözleşme töreninden hemen sonra Beko ve Dalgıç işçilerle birlikte yemek yiyerek halay çektiler.
TÜSAK PROVASI !..
TÜSAK PROVASI !..
Zorlu Center’da sahnelenen ‘’La Boheme’’ Operası TÜSAK yasa tasarısının provasıdır!
Royal Opera House prodüksiyonu olarak reklamı yapılan proje, ticari karlılığa dayalı özel girişimin ‘’sanat’’anlayışının tipik bir örneğidir. Fahiş bilet fiyatlarına rağmen üç beş kuruşluk kaşelerle ve ‘’bedava’’ mantığıyla toparlanan ekiplerle sahnelenmeye çalışılan eserde kalite, sanatsal etik, sanatçı hakları ayrı ayrı tartışma konusudur. Projede yer almayı kabul edenlere yönetilen eleştiriler elbette önemli ama bu iç hesaplaşmaların projenin genel anlamını gölgelemesine izin verilmemeli.
TÜSAK yasasına özel sektörün opera ve bale gibi kapsamlı ve maliyetli prodüksiyonlara yatırım yapmayacağı gerçeği ile karşı çıkanların savı bu örnekle çürütülmeye çalışılacaktır. Devlet Operaları, Tiyatroları, Senfonileri, Koroları olmadan da bu sanatların yapılabileceğinin göstergesi olarak değerlendirilecek. Bakanlığın bu kurumlara ayırdığı prodüksiyon maliyetleri, sanatçı maaşları, ekipman ve mekan giderleri, turne masrafları, gibi pek çok kalemi içeren sürekli gider bütçelerinin gereksizliğine kanıt olacaktır.
İşte TÜSAK yasası tam da bunu söylemektedir: Devlet kurumlarını küçült (giderek yok olur), sanat aktivitelerini proje bazında özele aç, para bulan ekip kursun projesini gerçekleştirsin. Bakanlık da sempatisi (!) oranında bir miktar destek versin.
Bu hesapta, günlerdir camiada tartışılan kalite kaygısı yoktur, ‘’bilet alamayanların haklı olarak yakındığından anlaşıldığı üzere sanatı geniş kitlelere ulaştırma çabası yoktur,daha şimdiden, görev alanlar, kabul etmeyenler ikileminin böldüğü sanatçıların sanatsal dayanıklılıklarıyla ilgili bir planlama yoktur, sanatçıların uzun vadeli olarak mesleklerini yapabilme olanağı yoktur, bu prodüksiyonda para almadan bile sahneye çıkanlar olduğuna bakarak açıklıkla anlaşılıyor ki, emeğin kar amacına kurban edildiği bir uygulamadır.
Bu hesapla kurutulan kurumlara öğrenci yetiştiren okulların varlık nedeni de böylece ortadan kalkmaktadır.
Kısaca sanat sanat olmaktan çıkartılıp düşük maliyetle yüksek kar getirecek mal üretim alanlarına dönüşecektir.
Bu konudaki kalite, izleyicinin beğeni düzeyi, sanatçıların yetkinlikleri, hak, hukuk tartışmaları ne yazık ki, durumun vahameti penceresinden bakıldığında bu aşamada camiayı ayrıştırmaktan, bölmekten, birbirine düşürmekten başka işe yaramayacaktır.
İşte Zorlu Center’ın Royal Opera House soslu ‘’La Boheme’’i, bu yolun ilk kilometre taşıdır. Yasa çıkmadan yol yapımına başlanmıştır. Ne yazık ki bu yol sanat alanlarını gelişmeye, yaygınlaşmaya, yücelmeye değil , ‘’yaptık oldu’’ mantığının sığ ve çürük zeminlerine itecektir.
KÜLTÜR SANAT SEN 'DEN BİR KAZANIM DAHA!
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından merkez ve taşra teşkilatlarında boş bulunan Şube Müdürü,Müze Müdürü,Kütüphane Müdürü ile Şef kadrolarına personel alınması amacıyla 23/12/2006 tarihinde görevde yükselme sınavı yapılmıştır.
Sendikamız tarafından bazı soru ve cevaplarının hatalı olduğu ve hatalı değerlendirmeler yapıldığı gerekçeleri ile Kütüphane Müdürlüğü sınavı sorularından bazılarının iptali istemi ile Ankara 2. İdare Mahkemesi nezdinde Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açılmış ancak Ankara 2.İdare mahkemesi davanın reddine karar vermiştir.Sendikamız tarafından yapılan temyiz başvurusu, Danıştay 5. Daire’nin 05/02/2008 tarih ve E:2007/6741,K2008/558 sayılı kararı ile itirazımız kabul edilerek BOZMA yönünde hüküm vermiştir.
Davayı yeniden inceleyen Ankara 2,İdare Mahkemesi 14/03/2014 tarih ve E:2014/126 K:2014/195 saylı kararı ile 23/12/2006 tarihinde yapılan Kütüphane Müdürlüğü görevde yükselme sınavında 6,55,59 ve 75’inci soruların İPTAL, etmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının 25 Aralık 2014 tarih 250502 sayılı onayında; Belirlenen yeni duruma göre cevap kağıdının değerlendirilmesi sonucu başarılı olmak için gerekli olan puan düzeyine ulaşan 16 kişi içerisinde yer alan :gerek 15/11/2009 ile 02/02/2013 tarihlerinde yapılan sınavlarda başarılı olmaları sebebiyle atamaları yapılan ve halen görevlerine devam eden,gerekse yeni duruma göre başarılı sayılıp ataması yapılacak personelin,yeni unvanlardaki hizmet süresinin aynı unvandaki ilk değerlendirmeye göre başarılı olup atamaları yapılan yani 23/12/2006 TARİHİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN SINAVDA BAŞARILI OLUP GÖREVLERİNE BAŞLAYAN PERSONELİN HİZMET SÜRESİYLE,AYNI KABUL EDİLİP FARK ÖDENMESİ GEREKTİĞİ’ifade edilmektedir.
Buna göre 23/12/2006 tarihinde sınava girip kazanan ve 07/03/2007 tarihinde göreve başlayan Kütüphane Müdürleri ile Sendikamızca açılan ve kazanılan dava sonucunda 23/12/2006 tarihinde sınava girip kazanamayan 16 personelin de (Dava ile iptal edilen soruların yeniden değerlendirmesin sonucunda)anılan tarihte göreve başlamış sayılacağı ve oluşacak mali haklardan doğacak farkların da ilgililere ödeneceği hüküm altına alınmıştır.





