sultan

sultan

Monday, 14 March 2016 14:22

ACI KAYIBIMIZ

13 Mart 2016 tarihinde Ankara'da gerçekleşen terör saldırısında Mersin Bölge Şube yöneticilerinden Erdoğan TERCAN'ın halasını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.  Başta yol arkadaşımız Erdoğan TEZCAN olmak üzere ailesi ve tüm sevenlerine  başsağlığı dileriz.

Aynı patlamada ağır yaralanan ve İbn-i Sina Hastanesi yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan eniştesine acil şifalar diliyoruz.

Monday, 14 March 2016 13:54

BAŞIMIZ SAĞOLSUN

13 Mart 2016 tarihinde Ankara’da gerçekleşen, aralarında üyelerimizin yakınlarının da olduğu en az 37 insanımızın yaşamını yitirmesine, onlarcasının yaralanmasına neden olan saldırıyı lanetliyor, kınıyoruz. Sivil halka yönelik saldırıların insanlığa karşı suç olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

 

5 Haziran 2015 Diyarbakır,

20 Temmuz 2015 Suruç,

10 Ekim 2015 Ankara,

12 Ocak 2016 Sultanahmet/İstanbul,

17 Şubat 2016 Ankara,

13 Mart 2016 Ankara…

Her katliamdan sonra Hükümetten aynı açıklamalar, dosyalara gizlilik kararları, güvenlik zirvesi toplantıları, basın yayın ve sosyal medyaya erişim yasakları, sıfır istifa ve ülkeyi uçuruma götüren politikalarda ısrar!

Ankara 5 ay içinde 3. Kez sarsıldı, kahroldu… Ankara’da evine giden, parkta dolaşan insanlarımızı paramparça eden insanlık dışı saldırı gerçekleşirken, aynı saatlerde Yüksekova ve Nusaybin’in mahalleleri tankla, havan toplarıyla dövülüyor, Sur’da evler içindeki ceset parçalarıyla birlikte dozerlerle yerle bir ediliyordu.  Dört bir yanımız kan, barut kokuyor. Ne bugünümüzün ne de yarınımızın en ufak bir güvencesi kalmadı.

Son bir yıl içinde yüzlerce insanımızın yaşamını yitirmesine yol açan saldırı ve katliamlara rağmen Cumhurbaşkanının hala “endişe etmeyin” demesinin kendisi en büyük endişe kaynağıdır. Endişe etmemiz için daha ne kadar ölmemiz gerekiyor?!

Sözün bittiği noktadayız!

İçte ve dışta savaş konseptinde ısrar eden, toplumsal kaygı ve güvensizlik ortamını kendi hedefleri için desteğe dönüştürmeye çalışan AKP Hükümeti bu şekilde yeni katliamlara davetiye çıkarmaktadır.

Savaş konseptinde ısrar, ölmeye devam edeceğiz demektir. Ortadoğu’daki etnik ve dini çatışmaların ülkemize taşınması demektir.

Başkanlık rejimi dışında herhangi bir derdi ve çalışması olmayan Hükümet derhal istifa etmeli, toplumun tüm kesimlerine güven verecek, toplumsal barışı sağlayacak ve ülkemizi uçurumun kenarından çekip alacak adımlar hızla atılmalıdır.

İhtiyacımız olan toplumsal öfke ve tepkiyi dindirme amaçlı güvenlik zirveleri değil tüm kesimlerin dahil olduğu çözüm ve barış zirvesidir.

Bir kez daha yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar diliyor, insanlık suçu saldırıyı lanetliyoruz…

8 Mart 1857 tarihinde Newyork’lu kadın dokuma işçilerinin sömürüye, eşitsizliği ve haksızlığa karşı başlatıkları başkaldırının ateşi bugün tüm dünyada emekçi kadınların mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor.

KÜLTÜR SANAT SEN olarak tüm kadınların '8 Mart Kadınların Uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü'nü kutluyoruz.

 “Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günü” 8 Mart'ı kadınların direniş gücüyle karşılıyoruz.

Kadın emeğini, kimliğini ve bedenini hedef alan saldırılar erkek-devlet-sermaye ortaklığında devam ettiriliyor. Savaşın yok etmeye çalıştığı hakikatlerde her gün katledilen, intihara sürüklenen, tacize ve tecavüze uğrayan kadınların sayısında yaşanan artış, yokmuş gibi gösterilerek'' kadına şiddet yoktur, algıda seçicilik vardır'' söylemleri bizzat Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından dile getiriliyor.

Kadın katillerine “saygın tutum” indirimleri uygulanarak, yeni katliam ve tecavüzlerin önü açılıyor. LGBTİ’lere yönelik nefret söylemi yaygınlaştırılıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Şeyhülislamlık kurumu gibi çalıştırılarak toplumsal yaşamın her alanının, özellikle günlük yaşamın dini esaslara göre yeniden şekillendirilmesi için bir “fetva makamı” olarak gün be gün etkisini artırıyor.  

Fiili rejim değişikliğiyle tek adam yönetimine uygun yeni bir toplumsal inşa sağlanmak isteniyor. Biat eden yeni toplum modeline uygun olarak çalışma yaşamını düzenleyen yeni yasalar kadınlar yok sayılarak hayata geçiriliyor. Yarı zamanlı ve esnek çalışma biçimleri kadınların doğum ve annelik izinleri gerekçe gösterilerek temel istihdam biçimine dönüştürülmek isteniyor. Kiralık işçi dönemini başlatan yeni torba yasalarla kadınlar başta olmak üzere tüm emekçiler düşük ücretli, güvencesiz ve sendikasız çalışmaya mecbur kılınmaya çalışılıyor.

Kısaca özetlediğimiz bu tablo içerisinde, biz KÜLTÜR SANAT SEN'li kadınlar, yıllardır verdiğimiz eşitlik ve özgürlük mücadelesinde, toplumun her kesiminden ezilen, dışlanan ama isyan eden, barış, emek ve özgürlük mücadelesi ile kadın mücadelesinin ayrılmaz bütünlüğüne inanan bütün kadınlarla direnişi büyüterek yaşamlarımız üzerinde kurulan erkek egemen ablukayı kırabileceğimize inanıyoruz.

Bu nedenle, savaşa, güvencesizliğe, kadın katliamlarına karşı ''İŞ GÜVENCEMİZ İÇİN MÜCADELEMİZDE ISRAR EDİYORUZ'' şiarıyla kadınların direniş tarihinin sembolü olan 8 Mart'ı anlamına uygun bir kararlılıkla karşılıyoruz.

Biz kadınları çalışma yaşamı ve kamusal alanlardan kopararak eve kapatmayı hedefleyen iktidarın baskı ve korkutma politikalarına karşı, iş yerlerimizde, sokaklarda, alanlarda sesimizi ve isyanımızı büyüterek  mücadelemizi devam ettirmeye kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

- Tehdit amaçlı genelgelere ve bizi güvensizleştirmeye çalıştıkları yasal düzenlemelere karşı, İş yerlerimizde ''İş Güvencemizden Vazgeçmiyoruz!'' diyerek kadın emekçilerle dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.

- KÜLTÜR SANAT SEN'li Kadınlar olarak,  yıllardır dile getirdiğimiz ''8 Mart'ın Resmi Tatil Olsun '' talebimizi bu yıl da  güçlü bir şekilde sahipleneceğiz. Yaşam ve iş güvencemize sahip çıkmak için üretimden gelen gücümüzü kullanacağız ve 

''KADINLARIN ULUSLARARASI BİRLİK, DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ'' olan 8 Mart, yıllardır verdiğimiz eşitlik ve özgürlük mücadelemizin en  önemli kazanım   günüdür. Bu nedenle 8 Mart eylem etkinlikleri çerçevesinde taleplerimizi yeni kazanımlara dönüştürmek için mücadeleyi ve dayanışmayı büyütüyoruz.

Taleplerimiz:

- Kadınların istihdam da var olmasını esnek ve güvencesiz çalışma koşuluna bağlayan, aslolarak kadını istihdam dışında tutmaya yönelik olarak çıkarılan yasal düzenlemelerden vazgeçilmeli, kadınlara güvenceli istihdam olanakları yaratacak yasal düzenlemeler kadınların görüşleri alınarak yapılmalıdır.

- Kadın istihdamının önündeki en büyük engel olan bakım sorumluluğunun erkek-devlet ve işveren tarafından paylaşılmasını sağlayan yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

- Kapatılan kamu kreşleri tekrar açılmalı, gerektiğinde 24 saat açık olacak, nitelikli, ücretsiz ve anadilinde hizmet verecek kreşlerden,  istihdam şekline ve mesleğine bakılmadan tüm çalışanların faydalanması sağlanmalıdır.

- Kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti engelleyecek gerekli yasal düzenlemeler derhal yapılmalı, İstanbul sözleşmesi başta olmak üzere bu konuda imza atılan tüm uluslararası sözleşmelerin gereği yerine getirilmelidir.

- Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığı kaldırılarak yerine Kadın Bakanlığı kurulmalıdır.

- 8 Mart resmi tatil ilan edilmelidir.

Değerli arkadaşlar,

Sınıflı, sömürücü, cinsiyetçi ve hiyerarşik bir düzenin temsilcileri geldiğimiz tarihsel kesitte kadınları yeniden zapturapt altına almak için dağarcıklarında biriktirdikleri bütün şiddet, hile ve ideolojik aygıtları devreye sokuyorlar. Fakat şunu iyi bilsinler ki;

Kadınlar olarak bize dayatılan erkek egemen yaşamı reddediyoruz. Bir dönemin kadim hafızasını yeni bir tarihsel çağa aktarmak için, eşitlik özgürlük için mücadeleyi büyütmek için,

Yaşasın Kadınların Örgütlü Mücadelesi!

 

Yaşasın 8 Mart!

Wednesday, 02 March 2016 08:37

RENAULT İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİLDİR

Hakları için mücadele eden Renault işçilerine yönelik sermeyenin direktifleri doğrultusunda gerçekleştirilen polis saldırısını kınıyoruz. 

Geçtiğimiz mayıs ayında gerçekleştirilen direnişi örgütledikleri gerekçesiyle işten atılan arkadaşlarını savunmak için üretimi durduran ve direnişe geçen Renault işçilerini bütün işçi ve emekçilerin sesi olarak görüyor, onların direnişini kendimizin sayıyoruz. 

İşten atmalar, gözaltılar, baskılar ve tehditler emekçilerin hak ve özgürlük mücadelesini durdurmaz.

Son sözü direnen emekçiler söyleyecek

Thursday, 25 February 2016 11:43

DANIŞTAY'DAN LEHTE İKRAMİYE KARARI !

Sendikamız ESM tarafından emekli olan üyesi adına açılan dava neticesinde Ankara 10. İdare Mahkemesi tarafından, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesinin 4. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler (dikkate alınmaz)" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve bu başvuru sonucunda ilgili yasa kuralı Anayasa'nın 2, 10 ve 60. maddelerine aykırı bulunarak 25.12.2014 tarihinde iptal edilmiştir.  

Anayasa Mahkemesi'nin 25.12.2014 tarih, 2013/111 E. ve 2014/195 K. sayılı kararı 07.01.2015 tarih ve 29229 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte;

•Bugünden sonra emekli olacaklar; hiçbir başvuruya gerek olmaksızın hizmet sürelerinin tamamı için emekli ikramiyesi almaya hak kazanmışlardır.

•Kararın yürürlüğe girmesinden önce emekli olanların ise; SGK'na başvurarak, emekli ikramiyelerinin 30 yılı aşan kısmı için de kendilerine ikramiye ödenmesini talep etmeleri ve gelecek ret yanıtına karşı idare mahkemesinde dava açmaları gerekmektedir.

İkinci madde de belirtiğimiz hususta mahkemeye başvuruda bulana emekliler hakkında yerel mahkemelerden gelen olumlu kararlar üzerine konu Danıştay’a taşındı. Danıştay 11. Dairesi 17/02/2016 tarihli ve 2016/223 E. 2016/583 K. Sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onadı ve şu ifadelere yer verdi;

 

"Bu bağlamda; 30 fiili hizmet yılından fazla süreler için emekli ikramiyesi ödenmesine engel olan yasal düzenlemenin, Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle oluşan yeni hukuki duruma göre, davacıya 30 yılın üzerinde bulunan hizmet süresi için emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiği açıktır. ...

 

 Buna göre, 07/01/2015 tarihinden önce emekli olan emekli sandığı emeklilerine de 30 yıldan fazla hizmet yıllarına isabet eden emeklilik ikramiyesi tutarının ödenmesi gerektiği hususu Danıştay tarafından da kabul edilmiştir.

 

İdarenin 15 gün içerisinde karar düzeltme talebi hakkı bulunuyor. Karar düzeltme yoluna gidilmez ya da karar düzeltme talep edilip yüksek mahkeme tarafından Danıştay kararı kabul edilirse,belirtilen karar kesinleşmiş olacak ve dava açacaklar için önemli bir emsal karar olacaktır.

 

Wednesday, 24 February 2016 12:13

KÜLTÜR SANAT SEN'DEN BİR HUKUKİ KAZANIM DAHA!

Kültür Sanat-Sen olarak 23.12.2006 tarihinde yapılan ‘’Kültür ve Turizm Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı personelinin görevde yükselme sınavının’’ bazı soru ve cevaplarının hatalı olduğu ve hatalı değerlendirmeler yapıldığından bahisle ‘ŞEFLİK’ sınav sorularının 6,40,41,42,44,52,64 ve 74.  sorularının iptaline ilişkin Ankara 2. İdare Mahkemesinde Bakanlık aleyhine dava açmıştık. Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme sonucu sınavda A kitapçığındaki 6,44,64 ve 74 numaralı sorularının hatalı olduğuna karar verilmiştir.

2006 yılında sınava girmiş tüm kamu emekçilerinin sınav kağıtları oluşan yeni duruma göre değerlendirilip 70 barajını geçen personelin sınavda başarılı sayılmaları gerekmektedir. Başarılı olan personellerin 2006 yılı itibariyle atamaları yapılacak geçmişe dönük maaş farkları faizle birlikte idare tarafından ödenecektir. Bilgilerinize sunar, başarılar dileriz.

 

Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararı ektedir.