sultan

sultan

İş cinayetlerinde dünya birinciliğini sürdüren Türkiye'de bu sabah yine bir işçi katliamına uyandık. İnsanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda bırakılan ve ancak toplu ölümleriyle kamuoyunun, basının gündemine gelebilen mevsimlik tarım işçileri bildik sebeplerle hayatlarını kaybetmeye devam ediyor.

Bu sabah Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Çökelek köyünden sahur vaktinde balık istifi kamyonet kasasına doldurularak asma yaprağı toplamaya götürülen ve çoğu kadınlardan oluşan tarım işçilerine Gölmarmara ilçesinde süt tankerinin çarpması sonucu 13'ü kadın olmak üzere 15 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi ise  ağır yaralandı. Yetkililer tarafından muhtemelen yine ''Kaza ve Fıtrat ''olarak değerlendirilecek olan  bu  katliamın tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu katliamın sorumlusu yıllardır uyguladığı neo liberal tarım politikalarıyla köylüleri mülksüzleştirip, yoksullaştırarak, ucuz iş gücü için kullanmak isteyen siyasi iktidardır.

 

Soruyoruz:

Sürekli yaptığı duble yollarla övünen AKP hükümeti, bölgede yaşayanlar tarafından son 16 ayda 20 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazaların yaşandığı ve dar olduğu bilinen bu  yolda sabah vakti günlük 40-50 tl yevmiye ile çalıştırılmak için  kamyonetle tarlaya insan taşırken gerçekleşen bu  katliama nasıl bir açıklama getirecek. Yoksa  kayıt dışı çalışma oranının %80’leri aştığı tarım sektöründe yaşanan bu ölümler de yok sayılarak işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yapıldığı söylenen  düzenlemelerde sözde ulaştığımız başarılar sıralanarak bu katliamlarda diğerleri gibi  kayıt dışında mı tutulacak.

Soruyoruz: 

Soma’da, Ermenek’teki, Şırnak’taki madenciler,  Adıyaman ve Isparta Yalvaç’taki mevsimlik tarım işçileri, Mecidiyeköydeki inşaat işçilerinin hangisi kendi hatası yüzünden öldü? Biz işte bu olgulara bakarak diyoruz ki: İş kazası yoktur, iş cinayeti vardır.

Tarım sektöründe 19.yy kölelik koşullarının en ağır bedelini kadınlar ödemektedir. Kadınlar  son derece ilkel  taşıma ve barınma koşullarında  tarım işinde çalışan, aşırı çalışma nedeniyle sağlıklarını en çok yitiren, iş kazalarına en çok uğrayan, hiçbir sosyal güvencesi olmaksızın, çok düşük ücretlerle uzun süreli çalışmaya zorlanan ve sosyalleşme olanakları bakımından en kötü durumdaki işçilerdir.

Artık yeter!!! Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok!!!

Her gün en az beş kadının erkek şiddetiyle öldürüldüğü, kendini korumak için tecavüzcüsünü öldürenlerin ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanmak istendiği, kadın katillerinin ise haksız tahrik indirimleriyle ödüllendirildikleri yargı sistemi: “Her yıl yüzlerce ölümün yaşandığı iş cinayetlerinde sermayeden, patronlardan ve siyasi sorumlulardan yana kararlar vermektedir.”

İnsanlık dışı modern kölelik sistemine, emek ve kadın düşmanı politikalara, ölü bedenlerimiz üzerinden  yürütülen kar hırsına, bize dayatılan  yoksulluğa, işsizliğe  ve kader denilen iş cinayetlerine karşı derhal acil önlemler alınmalı, bütün gerekli yasal değişiklikler  ve önlemler   yeni meclisin  ana gündemi  olmalı ve sorumlular hakkında gerekli cezalar verilmelidir.

KESK olarak emek alanında yaşanan her ölümün değerlerimizi bizden almak için erkek, devlet ve sermaye işbirliğinde gerçekleştiğini biliyoruz. Vahşi sömürü düzeni sonucu can vermiş tüm işçilerin ailesine başsağlığı, yaralı olan işçi kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Herkesi yaşanan katliama karşı sesini ve mücadeleyi yükseltmeye  çağırıyoruz!

Kadın Sekreterliği

Memur-Sen’in imzaladığı sözleşmede çocuk ve aile yardımı da unutuldu

Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşmeyle 1.5 milyon memurun maaş kaybı 2015 yılından sonra her yıl büyüyecek. Çocuk ve aile yardımının artırılmaması ise ikinci şok

Hükumetle tek başına toplu sözleşme imzalayan Memur-Sen’in attığı imzadan 1.5 milyon memur için gelir kaybı çıkarken, memurun sadece 2014’te değil, önümüzdeki yıllarda da kayba uğrayacağı anlaşıldı. Toplu sözleşmeye göre, 1.5 milyon memurun kaybı, bundan sonraki memuriyet hayatları boyunca artarak sürecek. Hükumetin verdiği yüzde 3+3 oranındaki zammın bile gerisine düşen 1.5 milyon memurun bu durumu, 2015’de daha da belirginleşecek ve sonraki yıllarda da devam edecek.

Gelir kaybı büyüyecek

Örneğin, bir şube müdürünün 2015 yılındaki gelir kaybı, yıllık gelir hesabıyla, 366 liraya ulaşırken, kamuda çalışan doktorun 2015 yılı gelir kaybı 780 lira, polis memurunun 2015 yılı için yaşayacağı kayıp 594 lira olacak. Bir kaymakam 2015 yılında 1 yıllık çalışması karşısında 1.224 lira kayba uğrarken, kamuda çalışan bir mühendisin 2015 yılı kaybı ise 1.170 lirayı bulacak.

Söz konusu 1.5 milyon memur 2014 yılı sonuna doğru, alabileceği daha yüksek zamma rağmen daha düşük bir zam alacağı için 2015 ve sonraki yıllarda da oransal maaş artışları bu düşük tutarlara uygulanacak. Memurların gördüğü zarar, bir değişiklik yapılmaz ve bu toplu sözleşmede altına imza atılan kararlar uygulanırsa, hiçbir zaman telafi edilemeyecek. 

Memur-Sen’e tepki

2014 yılı maaş artışlarını da içeren toplu sözleşme masasına hükümet, ilk teklif olarak yüzde 3+3 zam teklifiyle gelmiş, memur adına masaya oturan Memur-Sen, önce, “bu teklifin kabul edilemez olduğunu” açıklamış, ardından brüt 175 lira zam kararıyla masadan kalkmıştı. Bu durum sert eleştirilere neden olmuş, Memur-Sen, düşük maaş alan memurların maddi kaybı olmadığını açıklamış, ancak görece yüksek maaş alanlar (2300 lira ve üstü) için bu kaybın olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı.

Memur-Sen, hükümetin masaya ilk oturuşunda memura yüzde 3+3 teklif etmiş olduğu halde, yetkili sendika olarak neden talebini yüzde 4+4 ve üstü bir oransal artışa çıkarmadığı, 1.5 milyon için hükümet teklifinin bile gerisine düşüldüğü eleştirilerine ise tepki göstermişti.

Aile yardımı da artmadı

Toplu sözleşmeden memurlara çıkan ikinci bir ‘gol’ daha bulunuyor. Buna göre memurlar için imzalanan toplu sözleşmede çocuk ve aile yardımında artış yapılmadı. Maaş zammı yüzdelik artış olmadığı için, çocuk ve aile yardımı da 2013’le aynı tutarda kaldı.

2014 yılında sadece taban aylıklarına zam kararı alınması nedeniyle, aile yardımı ödeneği de maaş katsayısına bağlı olduğu için hem eş hem de çocuk için alınan bu ödenek 2014 yılında artmayacak. Eğer hükumetin yüzde 3+3 önerisi kabul edilseydi eş ve 2 çocuk için aile yardımı ödeneği 110 lira artacak, yüzde 4+4 zam alınması durumunda artış 145 lirayı geçecekti. Böylece memurların tamamı aile yardımı artışından da mahrum kaldılar.
 
 
Gülümhan GÜLTEN / VATAN |  30 Ağustos 2013 Cuma

Bakanlığımız taşra teşkilatında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre, 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Esaslar ile ek ve değişiklikler çerçevesinde istihdam edilmek üzere, Diğer Teknik Hizmet Personeli (238), Mühendis (9), Mimar (8), Şehir Plancısı (1), Tekniker (7), pozisyonlarında KPSS (B) grubu KPSS P3 (Tekniker için KPSS P93) puan sıralaması esas alınmak suretiyle toplam (263) adet sözleşmeli personel alımı yapılacaktır.

KPSS (B) GRUBU PUAN SIRALAMASI İLE ALINACAK 4/B SÖZLEŞMELİ PERSONEL KADROLARININ POZİSYON YER VE ADETLERİ

Diğer Teknik Hizmet Personeli:

Sanat Tarihi Bölümü mezunlarından (175): Adana (4), Adıyaman (2), Afyon (4), Aksaray (3), Ankara (2), Antalya (7), Aydın (3), Balıkesir (2), Batman (1), Bayburt (3), Bilecik (3), Bitlis (3), Bolu (2), Burdur (3), Bursa (3), Çanakkale (4), Çankırı (1), Çorum (1), Denizli (1), Düzce (1), Edirne (3), Elazığ (2), Erzincan (1), Erzurum(5), Eskişehir (2), Gaziantep(2), Giresun (2), Hatay (2), Isparta (3), İstanbul (33), İzmir (9), Kahramanmaraş (1), Kars (2), Kayseri (4), Kırklareli (1), Kocaeli (4), Konya (7), Kütahya (3), Malatya (1), Mardin (4), Mersin (3), Muğla (5), Nevşehir (4), Niğde (1), Sakarya (1), Samsun (1), Sinop (1), Sivas (1), Şanlıurfa (2), Tokat (2), Trabzon (2), Uşak (4), Van (1), Yozgat (2), Zonguldak (1).

Arkeoloji Bölümü mezunlarından (55): Adana (2), Adıyaman (1), Afyon (1), Antalya (2), Balıkesir (1), Bartın (1), Batman (1), Burdur (1), Bursa (1), Çanakkale (2), Çorum (1), Elazığ (1), Erzurum (1), Eskişehir (1), Gaziantep (2), Hatay (2), İstanbul (7), İzmir (4), Kars (2), Kayseri (1), Kırşehir (1), Konya (1), Kütahya (2), Mardin (3), Mersin (2), Muğla (3), Sinop (1), Sivas (1), Şanlıurfa (2), Tokat (1), Trabzon (1), Uşak (1), Van (1)

Hititoloji Bölümü mezunlarından (2): Çorum (1), İstanbul (1)

Antropoloji Bölümü mezunlarından (2): Burdur (1), Uşak (1)

Sümeroloji Bölümü mezunlarından (2): İstanbul (1), Şanlıurfa (1)

Etnoloji Bölümü mezunlarından (2): Konya (1), Nevşehir (1)

Mühendis (9):

Harita Mühendisi: Diyarbakır(1), Erzurum(1), İstanbul(1), Kocaeli (1), Konya (1), Van(1)

Makine Mühendisi: Ankara(1)

İnşaat Mühendisi: Gaziantep(1), Kütahya(1)

Mimar (8): Erzurum (2), İstanbul (3), Muğla (1), Sivas (1), Van (1)

Şehir Plancısı (1): Kütahya (1)

Tekniker (7):

İnşaat Teknikeri: Van (1)

Elektrik Teknikeri: İstanbul (1), Mardin (1)

Harita Teknikeri: İstanbul (1), Eskişehir (1), Kars (1)

Makine Teknikeri: İstanbul (1)

a)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 48 inci maddesinde belirtilen şartları taşımak

b)2014 yılına ait Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş olmak.

2-ÖZEL ŞARTLAR:

A- Mimar, Mühendis, Şehir Plancısı:

a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olmak.

b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.

B- Tekniker:

a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden en az önlisans düzeyinde mesleki teknik eğitim mezunu olmak.

b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.

C-Diğer Teknik Hizmet Personeli:

a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, Hititoloji, Etnoloji, Sümeroloji) lisans düzeyinde mezun olmak.

b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.

3-BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ:

Çiğdem Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Cad. No:50 100.Yıl-ANKARA adresinde bulunan Bakanlığımız Personel Dairesi Başkanlığından veya www.kulturturizm.gov.trinternet adresinden temin edilecek başvuru formunun eksiksiz doldurularak, istenilen belgeler ile birlikte 15/07/2015 tarihi mesai saati bitimine kadar adı geçen Başkanlığa elden teslim edilmesi gerekmektedir. Posta ile yapılan başvuruların, son başvuru (15/07/2015) tarihinin mesai bitimine kadar Personel Dairesi Başkanlığının yukarıda belirtilen adresine teslim edilmesi gerekmektedir. Postadaki gecikmeler dikkate alınmaz. Eksik belge ve bilgilerle yapılacak başvurular işleme konulmayacaktır. İlandan önce yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

4-BAŞVURU SIRASINDA İSTENİLECEK BELGELER:

a)Başvuru formu (Fotoğraflı),

b)Yükseköğrenim diploması/çıkış belgesi örneği,

c)Nüfus cüzdanının fotokopisi,

ç) 2014 yılına ait KPSS(B) sonuç belgesinin çıktısı.

5-DİĞER HUSUSLAR:

Sözleşmeli personel, kamu hizmetlerinin gördürülmesini temin maksadıyla, ihtiyaç duyulan hizmet birimleri ve pozisyonlarda istihdam edildiğinden, Devlet memurlarında olduğu gibi kurumlar içinde veya kurumlar arasında naklen atanmalarına dair mevzuat

bulunmamaktadır. Bu nedenle bu pozisyonlara yerleştirilen personel herhangi bir nedenle (eş durumu, sağlık, vb.) nakil talebinde bulunamazlar.

Mimar, Mühendis, Şehir Plancısı, Diğer Teknik Hizmet Personeli (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, Hititoloji, Etnoloji, Sümeroloji) ve Tekniker unvanından başvuracaklarda aranan “Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak” şartı hususunda, ilgililerin yazılı beyanları dikkate alınacaktır.

Atamaları yapılmayan adayların başvuru evrakı, sonucun ilanından itibaren 15 gün içinde talep edilmesi halinde iade edilecek olup, belirtilen süre sonrası yapılacak talepler dikkate alınmayacaktır.

6-YERLEŞTİRME SONUÇLARININ DUYURULMASI:

Başvurular, pozisyonlar itibariyle KPSS(B) grubu KPSSP3 (Tekniker için KPSSP93) puanı esas alınarak pozisyon ve bölümler itibariyle ayrı ayrı sıralama yapılacağından, en yüksek puanı alan adaydan başlanarak pozisyon sayısı kadar sözleşmeli personel alınacaktır. Başvuru sonuçlarının tamamlanmasından sonra bir hafta içinde www.kulturturizm.gov.trinternet adresinden ilan edilecektir. Ancak puan sıralaması sonucunda puanı eşit adayın olması halinde doğum tarihi önce olandan başlamak suretiyle, doğum tarihinin de aynı olması halinde diploma tarihi önce olan adaydan başlamak suretiyle sıralama yapılacaktır. Bu ilan tebliğ mahiyetinde olacağından, ayrıca ilgililere tebligat yapılmayacaktır.

Ataması yapılacaklar, başvuru sırasında istenen belgeler dışındaki, Bakanlığımız resmi internet sitesinde belirtilecek diğer belgeleri, sonuçların yukarıdaki şekilde ilan edildiği tarihten itibaren en geç 15 gün içinde Personel Dairesi Başkanlığının belirtilen adresine elden teslim edeceklerdir.

Kamu Personeli Seçme Sınavındaki başarı sırasına göre atamaları yapılan adaylardan ikamet ettikleri yere atananlar atanma onaylarının kendilerine tebliği tarihini izleyen iş günü, ikamet ettikleri yer dışına atananlar ise atanma onaylarının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, görevlerine başlamak zorundadırlar. Belirtilen süre içinde görevine başlamayan veya atamaya esas evraklarını teslim etmeyenlerin yerine puan sırasına göre diğer adaylardan çağrılabilecektir. Gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacak olup, atamaları yapılmış ise atamaları iptal edilecektir. Ayrıca, kendilerine ödemede bulunulmuş ise bu ödeme yasal faizi ile birlikte kendisinden tazmin edilecektir. Göreve başlamış olsalar dahi aranılan şartları taşımadıkları sonradan anlaşılanların görevlerine son verilecektir.

 

İlan olunur.

 Üyelerimizin Dikkatine!

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı tarafından  Şube Müdürlüğü,Kütüphane Müdürlüğü ve Memur kadroları için Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı açılmıştır.   

 

Konuya ilişkin bilgi ve belge edinmek için sendikamız ile iletişime geçilmesi rica olunur.

 

Sınav duyuru linki http://pdb.kulturturizm.gov.tr/TR,140201/kultur-ve-turizm-bakanligi-gorevde-yukselme-sinavi-duyu-.html

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) "Küresel İşçi Hakları Endeksi” isimli araştırmasıyla ülkeleri işçi haklarına gösterdikleri saygıya göre derecelendirdi. Rapora göre Körfez ülkeleri işçiler için en kötü yerler haline gelirken, Avrupa'da uygulanan kemer sıkma politikaları işçi haklarında düşüşe yol açtı. Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri de raporda yerini aldı.

ITUC Küresel İşçi Hakları Endeksi, 141 ülkeyi, hukuksal ve pratik olarak işçi haklarının en çok korunduğu ülkeden en az korunduğu ülkeye doğru sıraladı.

ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow'a göre: "Körfez ülkelerindeki insanlık dışı 'kafala' sistemi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerini işçiler için en kötü yerler haline getiriyor. Avrupa'da özellikle son 1 yıldır uygulanan ve endişelendirici hale gelen kemersıkma politikaları işçi haklarında düşüşe yol açtı.”

30 yıldır dünya genelinde sendikal hakların durumu ile ilgili veriler toplayan ve raporlar hazırlayan ITUC son iki yıldır Küresel İşçi Hakları Endeksi yayımlıyor. Böylece hükümetlere ve şirketlere, yasalarının ve tedarik zincirlerinin son 12 ayda nasıl kötüleştiğini veya iyileştiğini görme şansı veriyor.

İşçiler için en kötü 10 ülke: Belarus, Çin, Kolombiya, Mısır, Guatemala, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Swaziland ve Birleşik Arap Emirlikleri.

İşçi haklarının en gelişmiş olduğu ülkeler ise: Uruguay, Finlandiya, Hollanda, Norveç ve Avusturya…

Kolombiya ve Guatemala'daki işçiler daha iyi çalışma koşulları için müzakere etmeye çalışırken katledildiler. Katar ve Suudi Arabistan'da ise göçmen işçiler modern kölelik koşullarında hukuksuzca çalıştırılıyor.

141 ülkenin 73'ünde işçiler daha iyi çalışma koşulları talep ettikleri için işten çıkarma, ceza, maaş kesintileri ile karşılaşırken, 84 ülkede işverenler yasa dışı stratejilerle sendikaları görmezden geliyor.

Rapordaki önemli noktalar:

  • 141 ülkede işçilere yönelik tutuklamalar 35'ten 44'e yükseldi.
  • Ülkelerin yaklaşık %60'ında işçiler temel haklarından yararlanamıyor
  • 11 ülkede sendikacılar öldürüldü. Bu cinayetlerin 22'si Kolombiya'da gerçekleşti.
  • Ülkelerin %70'inde işçilerin grev hakkı gasp ediliyor.
  • Ülkelerin üçte ikisi işçilerin toplu pazarlık haklarını tanımıyor.
  • Ülkelerin yarısından fazlasında işçiler hukuksal haklarından faydalanamıyor.

Kamboçya, Kosta Rika, Paraguay ve Ukrayna'da gibi ülkelerde barışçıl sendika gösterileri şiddet ile bastırıldı. Katar'da yaklaşık 100 işçi düşük ücretlere karşı greve gittikleri gerekçesiyle Kasım ayında tutuklandı. Filipinlerde ise Mart ayında bir sendikacı öldürülerek 2010'da bu yana bu ülkedeki 18. cinayet işlenmiş oldu.

2015 ITUC Küresel Haklar Endeksi ülkeleri 97 göstergeye göre sıraladı ve ülkeleri birden beşe kadar sıraladı.

1. Düzensiz hak ihlalleri: Finlandiya ve Uruguay dahil olmak üzere 16 ülke 
2. Tekrar eden hak ihlalleri: Japonya ve İrlanda dahil olmak üzere 26 ülke
3. Düzenli hak ihlalleri: İsrail ve Avustralya dahil olmak üzere 36 ülke
4. Sistematik hak ihlalleri: ABD ve Polonya dahil olmak üzere 27 ülke
5. Hakların garantisi olmayanlar: Belarus, Çin, Nijerya ve Türkiye dahil olmak üzere 27 ülke
5+ Hukuksal aksamalar sebebiyle hakların garantisi olmayanlar: Suriye, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Filistin dahil olmak üzere 9 ülke

TÜRKİYE: İŞÇİ HAKLARININ GÜVENCE ALTINDA OLMADIĞI BİR ÜLKE

Türkiye'deki sendikal hak ihlalleri ve sendikaların barışçıl gösterilerine yönelik polis müdahalesi de raporda yerini aldı. Jandarma'nın Sütaş direnişine yönelik müdahalesi ve şirketin eylem alanına gübre dökmesi gibi örneklerin yanı sıra Bakanlar Kurulu kararıyla grevlerin yasaklanması ve 1 Mayıs'ı Taksim Meydanı'nda kutlamak isteyen sendikalara yönelik polis şiddeti gibi konularda Küresel İşçi Hakları Endeksi'ne geçti.

Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihine altın harflerle yazılan 15-16 Haziran 1970 Direnişini, 45. yıldönümünde coşkuyla selamlıyoruz.

İşçi sınıfı, sendikalarını özgürce seçmelerine engel olmayı, toplu sözleşme ve grev haklarını kısıtlamayı, yetki kotası ile mücadeleci sendikaların önünü kesmeyi hedefleyenlere şanlı 15-16 Haziran direnişi ile cevap vermiştir.

Farklı konfederasyonlara bağlı sendikaların üyeleri olsalar da kazanımlarına göz dikenlerin karşısında tek vücut olan 168 fabrikadan 150 bin işçi, Türkiye işçi sınıfının önüne çekilmeye çalışılan seti aşarak unutulmaz bir direniş örneği sergilemiştir.

Dönemin siyasal iktidarı yükselen işçi hareketi karşısında çareyi 15 Haziran akşamı 60 günlük sıkıyönetim ilan etmekte bulmuştur. Direnişe öncülük eden beş bini aşkın işçi işten atılmış, DİSK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin büyük bölümü sıkıyönetim mahkemelerince yargılanarak tutuklanmıştır. Tüm baskılara rağmen direnen işçi sınıfının kararlı tutumu sonuç vermiş, Anayasa Mahkemesinin 9 Şubat 1971 tarihinde aldığı kararla sendikal hakları yok etmeyi hedefleyen yasa iptal edilmiştir.

Emekçilerin mücadelesini yasalarla bastırmaya çalışanlar çoktan tarihin çöplüğünde yerini aldı. Ancak 2 gün boyunca Adapazarı’ndan İstanbul’a kadar işyerlerinde, alanlarda mücadeleyi omuzlayan yüz binlerce işçi asla unutulmadı, unutulmayacak. Çünkü 15-16 Haziran Direnişi, sendikal mücadelenin nasıl olması gerektiği noktasında bir mihenk taşı olduğu kadar işçi sınıfının öz gücünü en açık haliyle gösteren bir direniş olarak hafızlara kazınmıştır. Hakların meclis kulislerinde, masa başlarında değil, işyerlerinde başlatılan birleşik fiili ve meşru mücadele ile korunabileceğini dosta düşmana göstermiştir.

Ancak dönemin TİSK başkanının  ‘gülme sırası bizde’ sözleri ile özetleyebileceğimiz 24 Ocak kararlarını hayata geçiren 12 Eylül faşist darbesi sonucunda çalışma yaşamında yeni bir dönüşüm yaşamıştır. Emeğin aleyhine yaşanan bu dönüşüm 13 yıllık AKP iktidarı döneminde zirve yapmıştır. Sendikal örgütlülük taşeronlaştırma, esnek, güvencesiz istihdam biçimleri ile zayıflatılmış,  emek mücadelesinde Truva atı rolü oynama rolü biçilen yandaş yapılar siyasal iktidar eli ile hormonlarak büyütülmüştür. İşçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri piyasaya açılmış, kuralsızlaştırma ve güvencesizlik çalışma hayatının bağrına adeta bir hançer gibi saplanmıştır. 

Tüm bu karanlık tabloya rağmen sendikal haklarının elinde alınmasına karşı ayağa kalkan işçi sınıfının birleşik mücadelesinin ürünü 15-16 Haziran ruhu üzerinde 45 yıl geçse de her işçi-emekçi direnişinde yeniden filizleniyor. 12 Eylül’le önlerine konulan, AKP iktidarı döneminde büyütülen engellere karşı mücadelesini sürdüren işçilerin,  emekçilerin yoluna ışık tutmaya devam ediyor. 

Bizler de KESK’e bağlı sendikalara üye yüz binlerce kamu emekçisi olarak 15-16 Haziran Direnişinin 45. yıldönümünde, daha iyi bir yaşam ve çalışma koşulları, güvenceli ve güvenli çalışma hayatı için mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz.

Bundan 45 yıl önce işçiler haklarını işyerlerinde, sokaklarda, alanlarda birleştirdikleri direnişlerinde nasıl sahiplendilerse, bizler de grevli ve toplu sözleşme hakkımız başta olmak üzere temel haklarımıza öyle sahip çıkacağız. Bu inanç ve kararlılığımız, 15-16 Haziran Direnişi’nin mimarı olan yüz binlerce işçiye gösterilecek en büyük saygı duruşudur. Onların yiğit, gözü pek ve onurlu mücadelesini mücadelemizde yaşatacağız.

                                                                                                                                                         Yürütme Kurulu