sultan

sultan

Tuesday, 03 November 2015 13:43

İŞ YERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ MOBBİNG

 

MOBBİNG UYGULAYAN KİŞİLERİN (TACİZCİ/ZORBA) KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

1-Tacizci/zorba ile ilgili kesin bir tanımlama yapılamamaktadır.Her “zorba/tacizci”nin farklı özellikleri olmakla birlikte yapılan araştırmalar özetle şu özellikleri ortaya çıkarmıştır:

2- İkiyüzlü, farklılıklara karşı hoşgörüsüz, kıskanç, aşırı denetleyici,korkak ve sinirli bir yapıya sahiptirler.

3- Ayrıcalıklı ve vazgeçilmez olduğuna inanır. Aşırı katı, kuralcıdır ve espri anlayışı yoktur.

4- Kendi itibarını yükseltmek ve ihtirasları uğruna kötü niyetli, hileli eylemlere başvuran, yalancı ve düzenbazdır.

5- Yetişkinler arası bir tartışmayı sürdüremeyen, olgunlaşmamış kişilerdir.

6- Esnek davranmazlar, bencil ve duyarsızdırlar.

7- Daima güçlü olma isteği içinde; korku ve güvensizliklerini bir başkasına iftira atarak yenmeye çalışırlar.

 

8- Zorba, sadist kişiliğe sahiptir. Sadist ruhlu zorbalar, yaptıkları eziyetten haz duyarlar. Özel ve toplumsal çevrelerinde dışlandıkları için, kurumsal kimliklerini kullanarak, astlarına ve bazen eşit statüdeki insanlara karşı saygısız, kaba ve saldırgan davranırlar

Mobbing broşürümüz ekli pdf dosyasından indirilebilir.

Tuesday, 03 November 2015 09:00

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ ALDATMACASI

EMEKÇİNİN DOSTU DEĞİLSİNİZ BARİ DÜŞMANI OLMAYIN!

Memur Sen’in kamu emekçilerinin haklarını korumak ve yeni haklar kazanmak için yola çıkmadığını hepimiz biliyoruz. Ama bu sefer sınırlar iyice aşılmış, kamu emekçilerinin geçmiş kayıpları da ortada bırakılarak mevcut siyasi iktidarın yandaşı olduklarını bir kez daha açık ve somut bir şekilde kanıtlamışlardır. Memur Sen, imzalanan toplu sözleşmeyi ‘’kazanım’’ olarak sunarken, ısrarcı olacağını söylediği taleplerin üçte birini dahi gerçekleştiremedi. Kendi belirlediği taleplerden bile büyük ölçüde vazgeçerek, bugüne kadar hükümet ile kurduğu ideolojik-politik bağlarla, aralarındaki amir-memur ilişkisine uygun hareket ederek yeni bir satış sözleşmesine imza attı.2016 ve 2017 için sadece ücret artışı ile sınırlı olan, birkaç sosyal hak dışında kamu emekçilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının (geçmiş kayıpların karşılanması,vergi dilimi oranları, ek ödemelerin temel ücrete eklenmesi, kadrolu istihdam,esnek, kuralsız ve angarya… gibi) hiçbirine çözüm üretilmediği, hatta gündeme bile getirilmediği bir toplu sözleşmeyi kazanım olarak değerlendirmek mümkün değildir.

Toplu sözleşme görüşmeleri sürecinde yaşananlar, sendikaların hükümetten bağımsız bir şekilde örgütlenmesinin ne kadar önemli ve temel bir ilke olduğunu bir kez daha göstermiştir. Yıllarca siyasi iktidarın gölgesinde büyüyen, iktidarla arasındaki ilişkileri kullanarak kamuda tarihin en büyük siyasal kadrolaşma hareketine imza atan yandaş sendikaların, Kültür ve Sanat emekçilerine kazandıracakları hiçbir şey yoktur.Yağmanın ve talanın bir virüs gibi yayıldığı ve mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bir dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşması, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmesinin sorumluları biz değil, yıllardır iktidarlar olanakları ile zenginleşenlerdir. Kültür ve Sanat emekçileri, ortak talepler etrafında birleşip, geçmiş kayıplarının karşılanması ve toplu sözleşme taleplerinin gerçekleşmesi için harekete geçmekten başka çıkar yol görünmemektedir.

        Bugün hangi gerekçeyle olursa olsun, kamu emekçilerinin ortak çıkarları doğrultusunda hareket etmek yerine iktidara ‘’hizmet sendikacılığı’’ yapacağım diyerek, ekonomik koşulların giderek ağırlaştığı bir dönemde yaşadığımız sorunları yok sayarak ‘’Satış Sözleşmesi’’ ne imza atanlar, bunun bedelini önümüzdeki dönemde fazlasıyla ödemelidir.

 

 

                                                                                                                                  KÜLTÜR SANAT SEN YÖNETİM KURULU

Broşürü indirmek için eki tıklayın.

Wednesday, 28 October 2015 20:20

CUMHURİYETİMİZİN 92. YILI KUTLU OLSUN !

Biz KÜLTÜR SANAT SEN olarak,adalet,özgürlük,barış,demokrasi,eşitlik kısaca insanca yaşam demek olan CUMHURİYETİMİZ 92. yıl dönümün de  YASIMIZ ve İSYANIMIZLA kutluyoruz.

BEKÇİSİYİZ!.....SEVDALISIYIZ....SAVAŞCISIYIZ

Sunday, 11 October 2015 16:34

YASTAYIZ...

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Saray’ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere “Dur!” demek için gelmiştik.

Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini hep birlikte yükseltmek için gelmiştik.

Başvurusu Ankara Valiliği’ne yapılmış (ve Valilikçe uygun görülmüş), bütünüyle barışçıl bir miting için gelmiştik.

Türkülerimizle, halaylarımızla, pankartlarımızla, sloganlarımızla ve coşkuyla miting alanına yürüyüşümüz başlarken patlattılar bombaları.

Türkiye’nin göbeğinde, Ankara Garı’nın, binlerce polisin gözü önünde patlattılar.

Şu ana kadar belirlenebilen yüz iki kardeşimiz hayatını kaybetti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.

Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!

Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin.

Bombaları tanıyoruz.

18 Mayıs’ta Adana ve Mersin’deki, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki, 20 Temmuz’da Suruçtaki patlamalardan tanıyoruz; “aynı seriden” olduğunu biliyoruz.

Katilleri tanıyoruz.

Katiller; diktatörlük hevesleri 7 Haziran seçimlerinde kursaklarında kalanlardır.

Katiller; 400 vekil alamadıkları için ülkeyi iç savaşa sürükleyenlerdir.

Katiller; yarattıkları terör ve dehşetin korkusuyla 1 Kasım seçimlerinden galip çıkmaya çalışanlardır.

 

Amaçlarını biliyoruz.

Amaçları; bizi korkutarak, bizi yıldırarak, bizi sindirerek on üç yıllık zulüm ve hırsızlık düzenlerini sürdürmeye çalışmaktır.

Amaçları; Gezi İsyanı’ndan bu yana diktatörlüğe karşı direnen milyonlarca yurttaşın iradesini kırmaktır.

Amaçları; halkın iradesine rağmen KaçAK Saray’daki iktidarlarını devam ettirmeye çalışmaktır.

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimiz kana bulayanlara sesleniyoruz:

BÜTÜN VAHŞETİNİZE, BÜTÜN ŞİDDETİNİZE, BÜTÜN KATLİAMLARINIZA RAĞMEN EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE BİR ARADA YAŞAMI VE BARIŞI SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

Bizi korkutmaya, bizi yıldırmaya, bizi sindirmeye çalışanlara sesleniyoruz:

KORKMAYACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ VE AFFETMEYECEĞİZ!

DÖKTÜĞÜNÜZ KANDA BOĞULACAKSINIZ!

Ölen Arkadaşlarımızı Anmak, Faşist Katliamı Protesto Etmek İçin Yarından İtibaren Üç Gün Yastayız/12-13 Ekim Pazartesi-Salı Günleri Bütün Türkiye’de Grevdeyiz!

Bütün Sendikaları, Bütün Meslek Örgütlerini, Bütün Siyasi Partileri, Örgütlü-Örgütsüz, Hangi Sendikanın Üyesi Olursa Olsun Bütün İşçileri-Bütün Kamu Çalışanlarını, İnsanlığa Sahip Çıkan Bütün Yurttaşlarımızı Katılmaya Çağırıyoruz!

 

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

Türk Tabipleri Birliği

 

GÖREVDE YÜKSELME YAZILI SINAVI İLE İLGİLİ OLARAK ANILAN YÖNETMELİĞİN 12 NCİ MADDESİNDE YER ALAN KURUMLARLA GÖRÜŞMELER İLGİLİ MEVZUAT ÇERÇEVESİNDE SÜRMEKTE OLUP, SINAV YERİ VE TARİHİ KESİNLEŞTİĞİNDE AYRICA DUYURULACAKTIR.

Sınav konu ve sorular ile ilgili ayrıntılı açıklama bakanlığın linkinde bulunmaktadır.Sınava giren tüm kamu emekçilerine başarılar dileriz.

http://pdb.kulturturizm.gov.tr/TR,144037/gorevde-yukselme-sinavi-komisyon-karari-ile-ilgili-duyu-.html

Nefret ektiler, ölüm biçiyorlar!

14 yıldır işçiyi, memuru, emekçiyi sömürdüler; yetmedi!

                Kazanılmış hakları yok ettiler; yetmedi!

                Mezhep dediler, dil dediler, köken dediler, böldüler, kutuplaştırdılar; yetmedi!

7 Haziran seçimlerindeki hezimetin acısını halktan çıkarıyorlar. Askeri, polisi, jandarması, kadını, erkeği, genci, çocuğuyla halkı topyekûn savaşa soktular. Ekonomik, siyasi, toplumsal başarısızlıklarının faturası vatandaşa kesildi.  Başbakan’ın “Bu vatan için evlatlarımızı feda etmeye hazırız” ifadesinin bedelini, ülkenin yoksul halk çocukları canlarıyla ödüyor.

14 yıllık AKP iktidarının icraatlarının listesi özetle:

                                                           Ekonomik ve siyasal kriz,

                                                    Anti demokratik ve baskıcı uygulamalar,

                                                    Basına yönelik baskılar,

                                                    Parlamenter sistemi tıkayan politikalar,

                                                    İşçi ölümleri,

                                                    Taşeronlaşma,

                                                    Kadına yönelik taciz, şiddet ve ölümler,

                                                    Çocuk gelinler,

                                                    Doğanın talanı ve rant politikaları,

                                                    Kültür varlıklarının tahribi,

                                                    Ülkenin bir bölümünde fiilen sıkıyönetim uygulamaları,

                                                    Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması,

                                                    Baskılar, sansürler, engellemeler…

 

 

Yetmedi; yıllardır kaos ve krizden beslenen AKP; patron örgütleri, yandaş sendikalar ve tamamına yakını hükümet güdümünde olan “Sivil Toplum Örgütleri” ile el ele vererek düzenlediği mitinglerde, toplumun değerlerinin arkasına sığınarak, dini, bayrağı, milli duyguları sömürerek suçunu gizlemeyi, 1 Kasım seçimleri için oy devşirmeyi umuyor.

 

Biliyoruz…

 

Bu ülkenin insanları, ödediği bedelleri ve çektiği acıları unutmadı, yeni acılar yaşamak istemiyor…

Biliyoruz…

 

Bir taraftan 2016-2017 yıllarına ait toplusözleşmeler yangından mal kaçırılırcasına imzalanıp, geçtiğimiz dönemin kayıpları bile karşılanmazken, görüşmeler sırasında diğer konfederasyonlara yönelik “ortak hareket etme” önerilerimiz yandaş konfederasyon ve Kamu Sen tarafından “Savaş koşullarında hak istemenin ve eylem yapmanın vatana ihanet olacağı” gerekçesiyle reddedilerek AKP’yi rahatlatan bir tutum içinde oldular.

 

 

 

Yetti!  Biz barış ekiyoruz, kardeşlik, demokrasi, huzur biçeceğiz!

Barışın, kardeşliğin ve demokrasinin olmadığı ülkelerde, işçi ve emekçilerin huzur içinde yaşaması, mevcut haklarını koruması ve yeni haklar kazanması mümkün değil. Bu nedenle emek mücadelesi ile barış mücadelesi bir bütündür; birbirinden ayrılmaz!

Yıllardır şiddet ve baskı politikalarında ısrar edenlerin, “yurtta barış, dünyada barış” için mücadele etmek yerine, içeride savaş, dışarıda savaş politikalarını benimseyenler, kan ve gözyaşlarından beslenerek siyasi hedeflerine ulaşmak için ülkeyi göz göre göre yangın yerine çevirmekten çekinmiyorlar.

Yetti! Gözyaşı değil, barış istiyoruz!

 

Türkiye’nin içine itildiği çatışma ortamında Sarayın ve AKP’nin hesaplarına kurban edilecek tek bir insanımızın olmadığını göstermek, bizleri bölerek ve kutuplaştırarak hedeflerine ulaşmak isteyenlere bu fırsatı vermeyeceğimizi göstermek için herkesi, 10 Ekim Cumartesi günü Ankara’da yapılacak olan “SAVAŞA İNAT, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ” yürüyüşü ve mitingine davet ediyoruz.

 

Savaşa inat, barış hemen şimdi!

10 Ekim’de Ankara’da

Gelecek güzel günler için elele…

 

                                                                                             KÜLTÜR SANAT SEN YÖNETİM KURULU