HABERLER

HABERLER (439)

Lellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.

Children categories

KESK

KESK (43)

Mellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.

View items...

Öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum.
Nitelikli sanatsal faaliyetlerinin toplumun tüm üyeleri tarafından ulaşılabilir olması gerekiyor. Elbette sanatın devlet tarafından desteklenmesi özerkliğinin korunması gerekiyor. Ancak diğer yandan sanatın ulaşılabilir olası için ise yerel yönetimlerin mutlaka sanatsal faaliyetlerde aktif olması gerekiyor. Buda yine yerelde sanatın yaşaması ve sürdürülmesini mümkün kılacak yapılarla olabilir. Elbette burada elzem olan yine sanatın özerkliğidir. Sanat siyasi amaçlara alet edilmemelidir.
TÜSAK tasarısı hem mali olarak hem idari olarak hem de oto sansürün derinleştirilmesi bakımından tam bir sansürü hedefliyor. Sendikamız ve üyelerimiz tarafından da yoğun olarak eleştirilen Tasarı idari bakımdan siyasi iktidarın tam kontrolünü öngörüyor.
Tasarı mali olarak desteklenecek sanat faaliyetlerinin denetimini amaçlıyor. Siyasi iktidarın manipülasyonuyla oluşturulacak bir konsey tarafından tamamen güdümlü bir yapı amaçlanırken egemenler tarafından sanatın biçim ve içerik bakımından tam kontrolü hedefleniyor. Diğer yandan sanatı piyasaya açmayı hedefleyen tasarı özel sanat kurumlarını talep üzerine sanat üreten ticari kurumlar haline getirmeyi hedefliyor. Sanat kurumlarının siyasi otoriteye bağlayan bu tasarı ile siyasi iktidarın tam denetimine sokma planlanıyor. Sanat özgür ve özerk olması gereken ve devlet tarafından sübvanse edilmesi gereken bir alandır. Sanatsal yaratıcılığın açığa çıkabilmesi için özerklik olmazsa olmazdır. TÜSAK tasarısında öngörülen 11 kişilik Sanat Kurulu doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu tarafından atanması bizim açımızdan asla kabul edilemez. TÜSAK sanatı ve sanat kurumlarını zaten var olan siyasi denetim ve baskıyı artıracak bir taslaktır. Ayrıca taslak sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesini siyasi olarak belirlenmiş bu kurulun insafına terk ediyor. Siyasi otoritenin belirlediği sanat kurulu yine siyasi iradeden bağımsız düşünülemez. Sanatın tasarıyla ticarileştirilerek devletin bu alandaki faaliyetine son verilecek. Sanatsal faaliyetler tamamen ticari kaygılarla kurulmuş özel sanat kurumlarına terk edilerek sipariş üzerine sanat üretimi dönemi başlayacak. Sanat eserlerine halkın erişimi giderek zorlaşacak ve lüks olacak. Sanat sanatsal kaygılardan ziyade Sanat Kurulu’ndan geçmesi ve siparişin temin edilmesi kaygısıyla üretilecek. Yandaş sanat kurumları türeyecek ve ihale usulü ile alınan sanat eserleri ile bu yandaş kurumlar palazlandırılacak. TÜSAK hazırlanış şekliyle de şaibeli bir tasarıdır ve meşruluğu bulunmamaktadır. Tasarı kamuoyundan ve sendikamız Kültür Sanat Sen ile sanat alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlardan gizli olarak hazırlanmıştır. Kamuoyunca yeterince tartışılmadan adeta dayatma şeklinde hazırlanan varlığı bile kabul edilmeyen tasarı internet sitelerinde dolaşmaktadır. Bu şekilde hazırlanan bir yasa tasarısının bir meşruiyeti olamaz. TÜSAK tasarısı devletin sanattan elini çekmesini öngören bir tasarıdır. Dolayısıyla bu tasarının yasalaşması halinde başta mevcut sanat kurumlarındaki idari kadro olmak üzere kültür ve sanat emekçilerinin durumları belirsiz durumdadır. TÜSAK taslağı ile beraber mevcut kadrolar iptal edilecek ve 700 civarında kadro ataması yapılacaktır. Böylece kadroların bu şekilde devredilmesi durumunda çalışanlar mağdur olacaktır. Gerek Devlet Tiyatrolarında gerek Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüklerinde yıllardır çalışan sanatsal bilgi ve tecrübeye sahip sanatçıların bu birikiminden bir çırpıda vazgeçilmesi yine kabul edilemez. TÜSAK yasa tasarısı İngiltere Sanat Konseyi uygulamasının çok kötü bir taklidi olacak şekilde ele alınmış bir tasarıdır. Binlerce yıllık İngiliz sanat anlayışı ve kültürünün sadece Konseyinin taklit edilmesi ancak yine köklü kurum ve kuruluşlarının görmezden gelinmesi sanat alanına nasıl şekilci yaklaşıldığını gösteriyor. Bölge sanat konseylerinin belirleyici olduğu İngiltere’de Sanat Konseyi yılda sadece bir kez toplanarak strateji belirleyen bir konsey iken TÜSAK’ta ise11 kişilik devamlı mesai yapan bir kurul öngörülüyor. Bu kurul desteklenecek sanat faaliyetlerinden satın alınacak eserlere kadar, hemen her şeyin karar vericisi konumunda olması planlanıyor. Ve yine İngiltere Sanat Konseyi’nde personelle sanat kuruluşları arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ilgili sendika ile sanat kuruluşları arasında yapılan görüşmeler sonucunda önceden belirleniyor. Oysa bu durum TÜSAK tasarısında belirleyici olan tamamen Bakanlar Kurulu tarafından atanan Sanat Kurulu olarak öngörülüyor. Sözleşmeli sanatkârlar da TÜSAK Yasalaştığı takdirde memur yapılarak verimsizleşmesi öngörülüyor. Sanat tamamen siyasileştirilerek sansür olağanlaştırılırken sanat borsası yaratılarak ta sanatın ticarileşmesinin kapıları ardına kadar aralanıyor. Sanatın bu şekilde halktan koparılarak rant kapısı haline getirilmesine Kültür Sanat Sen olarak karşıyız. Sanat kurumlarının kapatılması sonrasında sanat alanında çalışacak kültür ve sanat emekçileri tamamen piyasanın insafına terk ediliyor. Özel sanat şirketlerinin güvencesiz, esnek, sendikasız ve kuralsız çalışma koşullarına terk ediliyor. Zaten uygulamada yaşanan taşeronlaştırma daha da derinleştiriliyor.

 

KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ ÇALIŞTAYI SONUÇ DEKLARASYONU Kültür ve sanat alanında uzun zamandır birikmiş sorunlarımızı…
18.08.2013 tarih ve 28744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.08.2013 tarih ve 2013/1 numaralı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının ‘Kültür ve…
                                        …
Kamu Personeli Danışma Kurulu 2013 Kasım toplantısında sendikamız Kültür Sanat-Sen tarafında gündeme getirilen Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personelin kadroya…
Friday, 07 February 2014 08:58

TÜSAK'TA BAŞBAKANA KIYAK...

Written by

Suat İNAL - Evrensel Haber

Ankara

Kültür ve sanat çevrelerince yoğun şekilde eleştirilen Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) tasarısında başbakana da bütçe ayrıldığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz hafta Bilgi Üniversitesinde gerçekleştirilen TÜSAK’ın ele alındığı konferansta Kültür ve Turizm Bakanlığı müsteşar yardımcısı tarafından varlığı itiraf edilen tasarının satır aralarında oldukça ilginç detaylar var. Bunlardan biri de tasarı ile kurulması öngörülen kurum bütçesinin bir bölümünün başbakanın inisiyatifine bırakılıyor olması. Üstelik yine AKP Tarafından çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun denetiminden kaçırılması dikkat çekiyor.

Tasarısının beşinci bölümündeki ‘Gelirlerin Kullanımı’ başlığında 12’nci maddede yer alan ifadeye göre kurumun toplam gelirinin yüzde 5’ini aşmayacak bölümünün harcanması, muhasebeleştirilmesine yönelik usul ve esaslar tamamen başbakana bırakılıyor. “Kurum faaliyetleri için kullanılacak toplam gelirlerin yüzde beşini aşmamak üzere kurulca belirlenen ve bakan tarafından onaylanan kısımlar Kurum bütçesine gider kaydedilmek suretiyle özel hesaba aktarılır” denilen tasarıda, Bu hesaplardan yapılan harcamaların 5018 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmayacağı vurgulanıyor. Tasarıda,“Aktarılan tutarların harcanması, muhasebeleştirilmesi ve alımlarda kullanılacak ihale yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar kurulun teklifi bakanın önerisi üzerine başbakan tarafından belirlenir” ifadesine yer veriliyor.

BAŞBAKAN HARCAMASI KANUNDAN KAÇIRILIYOR

Tasarıdaki ifade aynen şöyle: “Kurum faaliyetleri için kullanılacak toplam gelirlerin yüzde beşini aşmamak üzere kurulca belirlenen ve bakan tarafından onaylanan kısımlar kurum bütçesine gider kaydedilmek suretiyle özel hesaba aktarılır. Bu hesaplardan yapılan harcamalar 5018 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi değildir. Aktarılan tutarların harcanması, muhasebeleştirilmesi ve alımlarda kullanılacak ihale yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar kurulun teklifi bakanın önerisi üzerine başbakan tarafından belirlenir.”

KURULA GENİŞ YETKİ ÖNGÖRÜLÜYOR

Geçtiğimiz hafta Bilgi Üniversitesinde gerçekleştirilen “ Sanatta yeni arayışlar” başlıklı Konferansta, tüm sanat faaliyetlerinin 11 kişilik bir kurula devredilmesini öngören TÜSAK tasarısı yoğun şekilde eleştirilmişti. İlklerinde yaşandığı konferansa Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül’de katılmış tasarıyı tartışmaya açacaklarını duyurmuştu. Salonda bulunan sanatçılar ve emekçiler tarafından yoğun şekilde tepki gösterilen tasarının hazırlanış şekli de protesto edilmişti. Oldukça geniş, muğlak ve sübjektif kararlar alabilmesinin önünü açan yetkilerle donatılması nedeniyle eleştirilen tasarıda 11 kişilik kurulun Bakanlar Kurulu tarafından atanması öngörülüyor.


www.evrensel.net

Eklenme tarihi: 2014-02-07 

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç ve kapsam      MADDE 1 - (1) Bu Kanunun amacı, görsel-işitsel yapımlar ile…
Ödemeleri geciken Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünde çalışan idari sözleşmeli sanatkarların teşvikleri yatırılmıştır. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne…

ANKA/BİRGÜN/EVRENSEL

Sanat kurumlarına Türkiye Sanat Kurumu adı altında düzenleme yapılıyor. yapılan düzenleme ile sanat kurumlarında performansa dayalı bir sistem getiriliyor. Tasarıda "sivil toplum örgütlerine proje yapma yetkisi verilir" ibaresinin taşeron anlamına geldiği belirtilirken tasarının sanata devlet desteğinin kaldırılması anlamına geldiğinin altı çiziliyor.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası(İDSO) Müdürü Ertuğrul Köse, Türkiye Sanat Kurumu başlığı altında yapılması planlanan düzenleme ile İDSO’nun kapatılmasının amaçlandığını ve tasarıyla ilgili şu ana kadar kendilerinin görüşünün bile sorulmadığını söyledi.

Sanat kurumlarına yeni yasa tasarısıyla performansa dayalı bir sistem getirmenin amaçlandığını belirten Ertuğrul Köse şu değerlendirmede bulundu; “Rekabet denen şey bizi birbirimize kırdırmak olur. Rekabet iyi ödülle, başarıyı teşvikle anlam kazanır. Rekabet işi ucuzlatmak ve ayağa düşürmek değildir. Rekabet bizi yaptığımız müzikle, dünya festivallerine sürekli davet edilen bir seviyeye taşıyarak, kültürüyle kabul gören ve özlenen bir aşamaya getirmeli. Rekabet ayrıca kendi içinde değil, dünya ile olur. Devlet desteğini kaldıralım, işi piyasa rekabete bırakalım isteniyor. Devlet katkısı olmazsa sanat olmaz. Asgari ücretten daha hallice bir performansa dayalı bir sistem olabilir mi? Amacın İDSO’nun kapatılması olduğu açık. Bu bir paranoya değil. Kimse kapatmayacağız diyemiyor zaten, biz sistemi daha iyi hale getireceğiz diyorlar. Bu bir temenni sadece”

‘MEVCUT YASANIN HARFİNE DOKUNULMASIN’

İDSO Müdürü Ertuğrul Köse, mevcut yasada eksik hiç bir yan olmadığını ve Türkiye’de senfoni orkestrası kültürünün çok eskilere dayandığını ifade ederek, “Bizim bir yasamız var, CSO Yasası. Ve şimdi mevcut yasayı değiştirmek isteği var. Ancak mevcut yasada neyin eksik olduğunu kimse söylemiyor.Yürütmesinde ne gibi zorluklar olduğunu anlatmış da değiller. Sadece biz değiştirmek istiyoruz dediler. Muhakkak her yasanın zamanla tadil edilmesi gereken yanları olabilir. Çağa ayak uydurulması konusunda bazı revizyonlar gerekebilir. Burada amaç çok sesli müziğin geniş kitlelere sevdirilmesi ve bu sanatı icra edenlerin de daha iyi noktalara götürülmesi,tabanın genişletilmesi ve klasik müziğin icrasında evrensel normlara ulaşılması olmalı. Eğer projeye veya performansa dayalı bir sistem getirilirse kimse çocuğunu konservatuara vermez ve klasik müzik projeye dayalı bir sistemle yeni bir rant kapısı olur. Amaçlananın şeyin de rant olduğunu düşünüyorum. Biz mevcut yasamızın harfine bile dokunulmasını istemiyoruz” diye konuştu.

‘KLASİK MÜZİK DE RANT KAPISI OLACAK’

Projeye dayalı modeli değerlendiren Ertuğrul Köse, bu konuda şunları söyledi: “Projeye dayalı deniyor de projeyi kim yapacak bu bilinmiyor. Sivil toplum kuruluşlarına proje yapma yetkisi verilecek deniyor da bu sivil toplum kim olacak belli değil. Projeyi kim geliştirecek, bunların bu konudaki becerileri ve deneyimleri ne? İngiltere, Avustralya ve İtalya örneklerini baz alarak bir düzenleme yapılacağı söyleniyor ama, bu ülkelerin sistemlerinin hiç okunmadığı açık. Dünyanın en mutsuz müzisyenleri İngiltere’de. Çünkü oradaki sistem, bizde şimdi yapılmak istenen sistem. Taşerona bağlı bir sistem. Parayı taşeron mu yoksa sanatı icra eden mi kazanacak. Doğası gereği taşeron ucuzuna kaçacak daha çok rant elde etmek için. Bu tam anlamıyla klasik müziğin rantlaştırılmasıdır.”

‘HAYATINDA BİR KEZ KLASİK MÜZİK KONSERİNE GİTMEMİŞ KİŞİLERE BİZİ BAĞLAMAK İSTİYORLAR’

Ertuğrul Köse, yeni yasa çıkarsa İDSO olarak il kültür müdürlüğüne bağlanacaklarını belirterek, “Doğrudan bakanlığa bağlı prestijli bir kurumun İl kültür müdürlüğüne bağlanması ne kadar doğru? Benim 30 yılı aşkın İDSO hayatımda il kültür müdürü ile hiç temasım olmadı. Bu 30 yıllık süre içinde bir il kültür müdürünün İDSO konserlerine geldiğini de görmedim. Müze yönetmek, bir takım kültürel faaliyetler yapmak başka, senfonik müzikle ilgili sanat çok başka. Hayatında hiç sanat etkinliği yapmamış ve tecrübesi olmayan bir kurum ne yapabilir? Bizi de ürküten bu. Hayatında hiç klasik konsere gitmemiş insanlarla sanatı yönetmeye çalışıyorlar. Biz memur çocuklarıyız, başka bir ülkeden gelmedik. Çok seslilik Allah vergisi bir şey. Besteleriyle, icralarıyla Türkiye’nin dünya çağında üne sahip klasik müzik sanatçıları var. Ülkemizin bu zenginlikten faydalanması lazım.”

‘GÖÇEBE HAYATI GİBİ BİR ORTAMDA SANAT YAPIYORUZ’

Sanat kurumlarının herkesin rahatlıkla ulaşabileceği merkezi yerlerde bulunmasının önemine değinen Ertuğrul Köse, AKM’nin kapalı durumda olması nedeniyle her hafta ayrı bir mekanda konser vermek zorunda kaldıklarını söyleyerek şunları kaydetti; “Bir anlamda her hafta turnede gibiyiz. AKM’siz beşinci sanat yılımızı tamamladık. İstanbul sanat merkezi deniyor. İstanbul’da doğru dürüst bir konser veya opera salonu yok. Olanı da 5-6 yıldırkapalı tutuyoruz. Beğenelim ya da beğenmeyelim AKM bizim evimizdi. Yılda 8-9 bin oyun oynanıyordu. Şimdi bizi kutlayanlar müziğimizi değil, yıllardır sokaklarda gezerek kazasız belasız bir sanat yılını daha bitirdiniz diye tebrik ediyorlar.“

‘HALKIMIZ SENFONİYE SAHİP ÇIKARSA BU YASA ÇIKAMAZ’

Ertuğrul Köse zor koşullarda çalıştıklarını, İDSO’nun 130 kişi olması gereken kadrosunun 30 kişi eksikle performans ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye’de büyük gayretlerle oluşmuş 6 devlet senfoni orkestrası var. Her hafta konserlerimiz dolu olsun istiyoruz. Ancak salonlar ufaldıkça seyirci de kaybediyoruz. Her hafta başka bir salonda çalmak göçebe gibi dolaşmak ne kadar kötü bir durum. İnsanlar konsere gelecek ama o hafta nerede çaldığımızı bile bilmiyorlar. Sanatçı 20-25 yılda ancak gerçek bir olgunluk düzeyine gelebiliyor. Bir binayı 2 senede yapabilirsiniz. Böyle bir orkestra için her branşta adam yetiştirmek içinse enaz 20-25 yıl gerekir. Yapmak isterseniz bina bütçesi bulunur. Yapılacak bina da dünyaya yakışır bir miras niteliğinde kültür merkezi olmalı. Müteaahit binası olmamalı.”

İDSO Müdürü Köse,senfoni orkestraları için sahnenin önemine değinirken de “ Biz sesle uğraşıyoruz. Çıkardığınız ses her salonda değişiyor. Bu nedenle sesimiz kısılıyor bazı salonlarda. Her salonda yeni sürprizlerle,şoklarla karşılaşıyoruz. Her gidilen salonda ayrı bir akustik. Bir hafta taşlı tarlada oynuyorsunuz, sonraki hafta kumda ya da çim sahada oynuyorsunuz. Çalmakta inanılmaz zorlanıyoruz. Amaç sesimizi daha iyi duyurmak. Kendi sesinizden mutlu olmalısınız. Sesimiz iyi çıkarsa bizden çok sanatseverler mutlu olur. Bu nedenle halkımızın senfoniye sahip çıkmasını bekliyoruz.Halkımız sahip çıkarsa bu yasa TBMM’den de çıkmaz. Eğer yasa parlamentoya bu haliyle gelirse de iş işten geçmiş olur.”(İstanbul/ANKA)