HABERLER (439)
Lellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.
Children categories
KESK (43)
Mellentesque elit justo, dictum at facilisis nec, aliquam dignissim lectus. Donec gravida dolor in tortor convallis mollis. Donec vel risus ut turpis viverra faucibus. Aenean viverra quam sed nunc consequat vitae aliquam nisl eleifend. Praesent eros nisi, fringilla sed hendrerit nec.
View items...
AKM 2014'te Açılıyor
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin 2014’te hizmete açılacağını açıkladı.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) 2014’te hizmete açılacağını açıkladı.
Çelik, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in yazılı soru önergesine verdiği cevapta, AKM’nin tadilat ve onarım işlemlerinin, sivil toplum kuruluşlarınca açılan davalar ve yargı kararları nedeniyle 2008 yılından 2012 yılına kadar gerçekleştirilemediğini belirtti.
Geçen yıl yapılan ihaleyi takiben Mayıs ayında tadilat ve onarım işlemlerine başlandığını ifade eden Çelik, AKM’nin 2014 yılı içerisinde hizmete açılmasının planlandığını bildirdi.
EVRENSEL KÜLTÜR SERVİSİ 06.07.2013
AKÜN VE ŞİNASİ SAHNELERİNİN SATIŞI SÖZ KONUSU DEĞİL...
Written by Kültür Sanat SenAkün ve Şinasi sahnelerinin satışı söz konusu değil
DEVLET Tiyatroları tarafından kullanılan Ankara’nın sinema ve tiyatro tarihi açısından iki önemli sahnesi Akün ve Şinasi sahneleri, geçtiğimiz aylarda ihale yoluyla satışa çıkartılmıştı. İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel’in hem Akün ve Şinasi sahnelerinin satışının gerekçelerini hem de diğer tiyatro sahnelerinin durumuyla ilgili verdiği soru önergesine, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’ ten cevap geldi. Çelik, Akün ve Şinasi sahnelerinin önemini vurgulayarak, yapılan ihalenin 14 Mart 2013 tarihinde iptal olduğunu ve şu an itibariyle satışının söz konusu olmadığını söyledi. Ancak Çelik, Tüzel’in soru önergesindeki, satışla ilgili olarak sendikaların ve meslek örgütlerin görüşlerinin alınıp alınmadığı, diğer sahnelerin de satılıp satılmayacağına ilişkin durumu, bazı sahnelerin kiralandığı halde neden kullanılmadığı, Bakanlığın insanların tiyatro ve sinema sanatına kolay ve ucuz ulaşımına ilişkin verdiği önem ve Devlet Tiyatroları tarafından kullanılan binaların korunması ve kamulaştırılmasına ilişkin soruları cevapsız bıraktı. (Ankara/EVRENSEL) 07.07.2013
SEÇİM RÜŞVETİ DEĞİL,TÜM ÇALIŞANLARA İŞ VE ÜCRET GÜVENCESİ, İNSANCA BİR YAŞAM İSTİYORUZ! Featured
Written by Kültür Sanat SenSeçim Rüşveti Değil, Tüm Çalışanlara İş Ve Ücret Güvencesi, İnsanca Bir Yaşam İstiyoruz!
Sal, 25 Haziran 2013
AKP iktidarı, Gezi Parkı direnişi ile yükselen halk hareketini susturmak için bir taraftan cadı avına dönüşen gözaltı ve tutuklama furyasını sürdürürken diğer taraftan çocukların bile inanmayacağı komplo iddialarını tekrarlamaktan öteye gitmeyen ‘başbakan mitinglerini’ seçim yatırımına dönüştürmenin telaşına düşmüştür.
Bugün partisinin grup toplantısında konuşan başbakan Erdoğan’ın; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4/B maddesine, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. Maddesine ve 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre istihdam edilen toplam 96 bin 500 sözleşmeli personelin kadroya geçirileceğine ilişkin açıklamaları iktidarına karşı yükselen tepkiyi yumuşatmak için seçim rüşvetine sığındığını göstermektedir.
Her Seçim Dönemi Aynı Senaryo!
Yandaş medya ve en az onun kadar yandaşlığı tescilli konfederasyon ne kadar allayıp pullasa da başbakanın açıklamaları mevcut sözleşmeli personelin sadece bir kısmını kapsamaktadır. Başbakanın açıklamalarında, bundan sonra kamuda sözleşmeli ya da geçici personel istihdam edilmeyeceğine ilişkin hiçbir iz yoktur. AKP, tıpkı 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden bir hafta önce çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname ile yaptığı gibi bugün yaklaşan seçimlerde de elini güçlendirmek için sözleşmeli personelin bir kısmını kadroya almayı planlamaktadır.
Çağdaş Köle 4/C'liler Yine Unutuldu!
Meclis tatile girmeden yasalaştırılmasının hedeflendiği ifade edilen söz konusu çalışmada geçici personel olarak istihdam edilen 4/C’lilerin yanı sıra KİT’lerde istihdam edilen sözleşmeli personel yine görmezden gelinmiştir. Oysa kamu emekçileri arasında her açıdan en mağdur kesimin günümüzün çağdaş köleleri olarak görülen 4/C’liler olduğunu bilmeyen yoktur. Aile yardımı ve çocuk parası başta olmak üzere sosyal haklardan yoksun bırakılan, özelleştirilerek sermayeye, yandaşlara peşkeş çekilen kurumlarında aldıkları ücretin üçte biri maaşa mahkûm edilen 4/C’liler çığlığına kulaklarını tıkamaya devam etmesi AKP’nin çağdaş kölelik düzeninden vazgeçmediğini göstermektedir.
KESK, Tüm Çalışanlara İş Ve Ücret Güvencesi Talebinin Sözde Değil, Özde Tek Temsilcisidir!
KESK en başından beri, her platformda, tüm çalışanlara iş ve ücret güvencesi sağlanmasını, kamudaki parçalı istihdama son verilerek tüm sözleşmelilerin kadroya geçirilmesini savunmaktadır. Bu yılın başında Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan çalıştaydan Kasım ve Mart aylarında yapılan Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarına kadar hükümet yetkilileri ile bir araya gelinen her toplantıda 2,5 milyonu aşkın kamu emekçisinin insanca bir yaşam taleplerinin en kararlı savunucusu KESK olmuştur. KESK, kamu emekçileri arasında en mağdur kesim olan, haksızlığı, adaletsizliği iliklerine kadar yaşayan 4/C’lilerin isteklerine bağlı olarak ya işçi ya da 657 sayılı DMK’nın 4/A kadrosuna geçirilmesi gerektiğini ısrarla savunmuştur.
Kamu Personel Rejimi değişiklikleri çerçevesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik yaparak kamu emekçilerinin iş ve ücret güvencesini adım adım yok etmeyi hedefleyenler karşılarında her zaman KESK’i bulmuştur. Birileri oturduğu yerden KESK’e çamur atmayı ‘sendikal faaliyetlerinin!’ merkezi haline getirirken KESK, kamu emekçilerinin taleplerinin sözde değil, özde gerçek temsilcisi olduğunu hizmet üretiminden gelen gücünü defalarca kullanarak göstermiştir. Tüm bunlara rağmen sadece KESK'in değil 2,5 milyon kamu emekçisinin taleplerine kulaklarını tıkayan AKP iktidarının tam da yaklaşan seçimler öncesi sözleşmelilerin bir kısmına kadro vaat etmesi manidardır. Özellikle siyasi kadrolaşmanın son halkası torba yasa tasarısının TBMM alt komisyonlarında görüşülmesine devam edildiği bir dönemde sözleşmelilerin bir kısmının kadroya alınacağına dair yapılan açıklama AKP’nin samimiyetinden duyduğumuz kuşkuyu artırmaktadır.
Emekçileri Karanlık Tabloya Mahkûm Edenlerin 'Müjdesi'...
Diğer taraftan sözleşmeli personelin bir kısmının da olsa kadroya geçirilmesine dair bugün verilen söz eğer daha önce verilen pek çok söz gibi unutulmaz ve gereği yerine getirilirse tüm eksiklerine rağmen kamu emekçileri için önemli bir kazanım sağlanacaktır. Ancak KESK olarak en başından beri mücadelesini verdiğimiz; hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çalışanlara iş ve ücret güvencesi, insanca bir yaşam talebimiz hayat bulmadığı sürece, bugün için kazanım olarak görülen bu düzenlemelerin yarın hiçbir anlamı olmayacağının altını bir kez daha çizmeyi görev biliyoruz.
Unutulmamalıdır ki başbakan tarafından yapılan açıklama ile her zaman olduğu gibi yine bir ‘müjde’ gibi gösterilmek istenen düzenleme, bugün emekçilerin mahkûm edildiği karanlık tablonun mimarının AKP iktidarı olduğu gerçeğini asla değiştiremez. AKP, kamunun toptan tasfiyesi politikasının bir ayağı olan sözleşmeli ve geçici personel istihdamına devam etmekten vazgeçmiş değildir.
Bunun için önümüzdeki seçimleri atlattıktan hemen sonra sözleşmeli istihdamı yeniden şişirmeye devam edeceğini, sözleşmeli olarak istihdam ettiği bu yeni çalışanları kadroya geçirmeyi de başka bir seçimin yatırımına dönüştüreceğini bugünden görmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Bunun için AKP iktidarı döneminde kamuda istihdam yapısının güvencesizlik ve kuralsızlık temelinde nasıl değiştirildiğine ilişkin rakamlara sadece bir göz atmak bile yeterlidir.
Rakamlar Gerçekleri Çarpıtmada 'Ustalaşan' AKP'yi Yalanlıyor!
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında kamuda taşeron olarak istihdam edilenlerin sayısı 15-20 bin civarında iken bugün 600 bini geçmiştir. Yine 2003 yılında 17 bin olan sözleşmeli personel sayısı 2011 yılında 260 bini bulmuştur. Hatırlanacağı üzere 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerden bir hafta önce Resmi Gazetede yayımlanan 632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu personelin bir kısmı seçim rüşveti olarak kadroya alınmış ancak sözleşmeli alımı devam ettiği için sayı 2013 yılı mayıs ayı itibariyle 175 bine ulaşmıştır. Arsa parasını bile karşılamayan rakamlarla sermayeye, yandaşlara peşkeş çekilerek özelleştirilen TEKEL gibi kamu işletmelerinde çalışanların kölelik koşullarında istihdam edildiği geçici personelin (4/C) sayısı ise 23 bine yaklaşmıştır. Kısacası bu resmi veriler, AKP döneminde sadece özel alanda değil kamu alanında da taşeron, sözleşmeli, geçici istihdamın katlanarak arttığını göstermektedir.
AKP Gerçekten Samimi İse...
AKP iktidarı eğer samimi ise; öncelikle kamunun tasfiyesi politikalarına son vermelidir. Bunun için öncelikle her seçim döneminde çalışanların ağzına bir parmak bal çaldığı seçim rüşvetlerinden vazgeçmeli; kayıt dışı, taşeron, sözleşmeli, performansa bağlı, esnek, geçici ve kuralsız istihdamı yasaklamalıdır. Tüm çalışanlara iş ve ücrete güvencesi sağlamalı, kamu hizmetlerinin tüm yurttaşlara eşit, parasız, ulaşılabilir sunumu için gerekli düzenlemeleri derhal hayata geçirmelidir. Bilinmelidir ki, bu adımlar atılmadığı sürece sendikal mücadele ile demokrasi ve özgürlük mücadelesi arasındaki kopmaz bağlar olduğunun her zaman ayrımında olan kamu emekçilerinin mücadele örgütü KESK, üzerinde yaratılan her türlü baskıya ve kuşatma operasyonuna rağmen mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Yandaşların Sözü Sırtlarını Dayadıkları İktidarın Sınırlarını Aşamaz!
Bunun için, tüm kamu emekçilerini, Gezi Parkı direnişi ile yükselen mücadele karşısında köşeye sıkışan AKP’nin seçim yatırımı haline getirmeyi hedeflediği kısmi tavizi kendi kazanımı olarak göstermeye çalışan yandaş konfederasyonunun ayak oyunlarına karşı uyanık olmaya çağırıyoruz. Kamu emekçilerinin iş ve ücret güvencesi adım adım yok edilirken, siyasi kadrolaşmanın son halkası torba yasa tasarısı mecliste görüşülürken kuzuların sessizliğine bürünenlerin bugüne kadar verdiği sözlerin ancak sırtlarını dayadıkları iktidarın sınırları ölçüsünde hayat bulabileceği görülmüştür.
Kamu Emekçilerinden Aldığımız Güçle Mücadeleye Devam Edeceğiz!
Gezi Parkı direnişi ile tüm yurda yayılan eşitlik, özgürlük, demokrasi taleplerini kendi taleplerinden bağımsız görmeyen KESK’i karalama kampanyasına öncülük eden yandaşlar sırtlarını dayadıkları iktidarın elini-eteğini öpmeye devam etsin. KESK sadece ve sadece kamu emekçilerinden aldığı güçle fiili meşru mücadelesine devam edecektir.
KESK Yürütme Kurulu
DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDB 17 Haziran’da İş Bırakıyor! Featured
Written by Kültür Sanat SenBaskı ve Şiddete Karşı Direnenlerle Birlikte Alanlardayız
Taksim Gezi Parkı’nın ranta kurban edilmesine karşı gelişen yurttaş duyarlılığını polis terörü ile bastırmaya kalkışan AKP iktidarı Türkiye halkının vicdanının, hak ve adalet arayışının güçlü duvarına çarptı.
AKP iktidarı halkın bu onurlu tepkisine devlet terörüyle karşılık verme yolunu seçti. Hak ve adalet isteyen insanlarımız öldürüldü, onlarcası sakat bırakıldı, binlercesi yaralandı.
Medya iktidar ablukası altına alınarak, Türkiye halkının özgürlükçü muhalefeti hakkında muazzam bir çarpıtma ve karalama kampanyası başlatıldı.
Ancak halkın direnişi kırılamadı, önüne konulan bütün barajları birer birer aştı.
Türkiye halkının vicdan, hak ve adalet direnişiyle sarsılan AKP iktidarı, halkın büyük direnişini kıramayınca, çevre duyarlılığına indirgemeye, yaygın polis terörü ve despotik yönetim tarzına karşı halk tepkisini gayrı meşru hale getirmeye girişti.
Türkiye’nin özgürlüğe sevdalı insanları AKP iktidarının bu oyununa gelmedi. Halkın hak ve özgürlüklerinden vazgeçmeyen ısrarlı direnişi karşısında AKP iktidarı halka karşı, tüm dünyanın gözleri önünde akıl almaz ve vahşi bir saldırı kampanyası başlattı.
Halk direnişinin simgesi haline gelen Gezi Parkı ve Taksim Meydanı iktidarın polisi tarafından kimyasal gazlar ve sıvılarla işgal edildi. Bu da yetmezmiş gibi başta Kızılay olmak üzere ülkenin dört bir yanında kentlerde Dünya’nın gözü önünde ölçüsüz polis şiddeti yaşandı. İnsanların kaybettikleri dostlarını uğurlamak için yapacakları anma törenine dahi korkunç bir polis saldırısı yapıldı.
Çocuklar ve yaşlılar tüm insani değerler ayaklar altına alınarak gaza boğuldu, hırpalandı.
Bu vahşi saldırılarda yaralanan insanlarımız için oluşturulan revirler dağıtıldı, doktorlar, hemşireler gözaltına alındı, tedavi araçları ve malzemeleri tahrip edildi.
Halk muhalefetine sahip çıkan milletvekilleri, uluslararası gözlemciler gazlandı, coplandı.
Bu acımasız polis şiddeti, bizzat Başbakan tarafından miting meydanlarında verilen talimatlarla harekete geçirildi.
Ancak özgürlük ve saygı isteyen halkımız, iktidarın tüm vahşi saldırganlığına inançla, onurla, kararlılıkla, zekayla, aşkla karşı koymayı sürdürüyor. Özgürlük ve onurun, hakkın ve adaletin direnişi büyüyor, tüm Türkiye’yi sarıyor, AKP iktidarın sarsıyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan, halkımızın bu büyük direnişi karşısında giriştiği iç savaş kışkırtıcılığının AKP tabanında karşılık bulmamasından çılgına dönerek, dizginsiz bir baskı rejimi kurma yoluna girdi. Artık sokaklarımızda polis TOMA’larının, Akreplerinin yanında Jandarma TOMA’ları ve askeri birlikleri de görmeye başladık.
Bizler Türkiye halkının hak, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin en köklü emek ve meslek örgütleri olarak, AKP iktidarının despotik bir rejim oluşturma yönündeki bu saldırganlığının durdurulmasını bugünün en yakıcı demokratik görevi olduğu kanısındayız.
Bu nedenle 17 Haziran 2013 Pazartesi günü üyelerimiz iş yerlerine giderek bu saldırganlığa karşı itirazlarını ifade edecek, aciller dışındaki hizmet üretimini durdurarak şehirlerin merkezi meydanlarına yürüyeceklerdir. Halkımızı söz konusu direnişimizde katkıya, hizmet alımından dolayı yaşanacak aksamalardan dolayı anlayışa, eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye için alanlarda birlikte olmaya çağırıyoruz.
DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu)
KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu)
TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği)
TTB (Türk Tabipleri Birliği)
TDB (Türk Diş Hekimleri Birliği)
İnsanca Yaşam, Güvenceli İş ve Güvenli Gelecek, Demokratik Bir Türkiye
Written by KÜLTÜR SANAT SENKESK ve DİSK olarak “İnsanca Yaşam, Güvenceli İş ve Güvenli Gelecek, Demokratik Bir Türkiye” talebiyle 5 Haziran 2013 Çarşamba günü Aydın Kanza Parkı’nda saat 11.00’de toplanıp Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdik. 5 binin üzerinde katılımın olduğu eylemde Her Yer Taksim ,Her Yer Direniş, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Güvenceli İş Güvenceli Gelecek, Sanat Kurumları kapatılamaz, İnsanca Bir Yaşam İstiyoruz ,Genel Grev Genel Direniş sloganları atıldı. Miting alanında KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Eğitim Sen Şube Başkanı Nurettin SÖNMEZ ve DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi Matoş KONCA birer konuşma yaptı.
Kültür Sanat Sen Antalya Bölge Şube Başkanı Ali GÜNEŞ ve sendika temsilcilerinin de katılımı ile sanat kurumlarının kapatılmasına yönelik yapılan basın toplantısına ilişkin haber





