BASINDA SENDİKAMIZ (86)
HALK KÜTÜPHANELERİNİN SONUNU HAZIRLIYORLAR...
Written by Kültür Sanat SenHalk kütüphanelerinin sonunu hazırlıyorlar...
www.evrensel.net
Şeref Eker - Kültür Sanat-Sen -
Şeref EKER*
Kültür ve Turizm Bakanlığında Devlet Tiyatrolarının “tüzel kimliğini” kaldıran yasa tasarısı taslağı çalışmaları sürerken, daha önce “kadük” olan ve bakanlığın taşra teşkilatında bulunan halk kütüphaneleri, müzeler ile güzel sanat galerilerinin de il özel idareleri ve belediyelere devredilmesini öngören tasarı yeniden gündeme geldi.
Halk kütüphaneleri; kadın, erkek, her yaştan, her düzeyde ve her meslekten okuyucunun, her konudaki düşün ve sanat ürünlerinden parasız ve özgürce yararlanmasını sağlayarak bulundukları bölgenin kültürel, toplumsal ve teknik kalkınmasına yardımcı olan kurumlardır.
En son Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre yerel yönetimlere devredilen 321 halk kütüphanesi ilgisizlik, personel yetersizliği ve ödenek yokluğu nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Türkiye’de bugünkü yerel yönetim yapısında ve mevcut halk kütüphanesi mevzuatı ve diğer bağlayıcı mevzuatla halk kütüphanelerinin belediyelere devredilmesinin çok ciddi ve onarılamaz bir yanlışlık olacağı açık. Böylesi bir değişim halk kütüphanelerinin büyük ölçüde sonu olacaktır. Çünkü;
1. Halk Kütüphanesi hizmetlerinin yerel yönetimler tarafından hangi ilkeler çerçevesinde organize edileceğini açıklayan bir yasa ya da kapsayıcı bir mevzuat yoktur. Dolayısıyla TBMM’den geçirilecek bir/birkaç değişiklik maddesi ile halk kütüphanelerini devralacak yerel yönetimler buna hazır değildir. Yani bir halk kütüphanesi yasası olmadan, hukuksal altyapısı oluşturulmadan 1-2 madde ile gerçekleştirilecek devir geriye dönüşü olanaksız yanlışlıklara neden olacaktır.
2. Hele, il halk kütüphanelerini Bakanlıkta bırakıp ilçe halk kütüphanelerinin belediyelere devri gibi halk kütüphanesi sistem bütünlüğünü bozacak bir uygulama tümden yanlış ve son derece sakıncalı olacaktır. Dünyada böyle bir sistem yoktur. Gerek yönetimsel gerekse teknik olarak tam bir karmaşa anlamına gelen böylesi bir düzenleme düşüncesinden hemen vazgeçilmelidir.
3. Değişikliğin yaşama geçirilmesiyle, büyük ölçüde yerel yöneticilerin kişisel yönelim ve duyarlıklarıyla hareket edilecek, ilçelerin çok büyük bölümünde halk kütüphanesi hizmetleri bugünkü yapısının ve düzeyinin dahi gerisine düşecektir. Ayrıca, halk kütüphaneleri arasında büyük gelişmişlik farkları (standardizasyon) ortaya çıkacaktır.
4. Politik getirisi olmadığından hareketle kütüphane hizmetlerine yeterli finansal kaynak ayrılmayacaktır.
5. Kütüphaneler her konuda kısır politikaların etkisine girecektir.
6. Kütüphane binaları ve personeli başka amaçlar için kullanılabilecektir.
7. Derleme ve koleksiyon oluşturulması bu anlamda yetersiz yerel yöneticilerin kişisel politik yönelimleri doğrultusunda olacaktır.
8. Ayrıca bugün 321 halk kütüphanesi nasıl ilgisizlik, personel yetersizliği ve ödenek yokluğu nedeniyle kapatılmışsa diğerleri de kapanmak zorunda kalacaktır.
9. Halk kütüphanelerinde çalışan yetişmiş ihtisas elemanlarının özlük hakları zaten kötü durumda iken böylesi bir uygulama bu meslek grubunun önce itibarsızlaşmasına sonrasında yok olmasına neden olacaktır.
AKP Hükümeti önce bir kurumu ve personelini itibarsızlaştırıp, antidemokratik bir şekilde, hiçbir sendikanın, bilim adamının, sivil toplum örgütünün görüşünü almadan yasal düzenleme yapmayı alışkanlık haline getirdi. “Ben yaptım oldu” anlayışı ile hareket eden, kendi ideolojisi dışında hiç kimseyi dinlemeyen bu anti demokratik anlayış ne yazık ki şimdi de kültür alanına elini attı.
(*) Kültür Sanat-Sen MYK Üyesi
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-01-18 06:00:23
www.evrensel.net
TÜİK - Halk kütüphanesi - Kültür Sanat-Sen - AKP - Kültür Sanat-Sen Genel Hukuk ve TİS Sekreteri Şeref Eker -
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde halk kütüphaneleri sayısındaki azalma dikkat çekiyor. Halk kütüphanelerinde örgütlü Kültür Sanat-Sen, verileri “AKP’nin yazılı kültürü küçümsemesinin bir göstergesi” diye değerlendirdi.
2004 yılında halk kütüphaneleri sayısı 1367 iken 2012 yılında bu sayı 1112’ye düşüyor. Nüfus artış hızı ile birlikte ele alındığında halk kütüphanelerinin sayısındaki bu azalma bu alanda uygulanan politikaların gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor. TÜİK verilerine göre halk kütüphanelerinin kullanıcı sayısı 2005 yılında en yüksek seviyesine ulaşarak yaklaşık 20 milyon 706 bin olurken, 2012 yılında bu sayı yaklaşık 19 milyon 545 bine düştü.
TİRAJ ARTIŞI ORANTISIZ
Son on yılda gazete ve dergi sayıları ile tirajlarında artış yaşanmasına rağmen bu artış nüfus artışının altında kalıyor. 2005’ten bugüne gazete ve dergi sayısında yaklaşık 3 bin adet bir artış görülüyor.
Tirajlar ise yaklaşık 700 bin adet artarak 2 milyon 300 bine ulaşıyor. En dikkat çeken artış ise sinema alanında görülüyor. Hem sinema salonu sayısı hem de sinema seyirci sayısı son on yılda iki kattan daha fazla artıyor.
‘AKP YAZILI KÜLTÜRÜ ÖNEMSEMİYOR’
Kültür Sanat-Sen Genel Hukuk ve TİS Sekreteri Şeref Eker, AKP iktidarının halk kütüphanelerini kâr getirmeyen birer kambur olarak gördüğünü söyledi. Kütüphaneciliğin kültürel mirasımızı gelecek kuşaklara aktaran en önemli kurumlardan biri olduğunun altını çizen Eker, AKP iktidarının sözel ve görsel kültür dışında yazılı kültüre önem vermediğini söyledi.
Kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasında İskenderiye ve Bergama Kütüphanelerini örnek gösteren Eker, yazılı kültürün bu derece küçümsenmesine tepki gösterdi. Türkiye’deki kütüphanecilik anlayışını gelişmiş bazı ülkelerdeki örnekleriyle kıyaslayan Eker, Türkiye’nin bu ülkelerin gerisinde kaldığına dikkat çekti. (Ankara/EVRENSEL)
Gezi eylemleri sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın “İnşallah yıkılacak” yönündeki açıklamalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, eski Bakan Ertuğrul Günay döneminde restorasyon işleri durdurulan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) için ayrılan 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğu merak konusu. Bakanlık ödeneğe ilişkin bugüne değin herhangi bir açıklama yapmazken, Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, “Kerelerce 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu konunun üstü kapatıldı. Yasal olarak AKM’nin restorasyonu için ayrılmış bir paraydı bu. Nereye ödendi, meçhul” dedi.
2008’den bu yana kapalı olan AKM’nin restorasyon çalışmaları için en son Ertuğrul Günay’ın bakanlığı döneminde, 2012 yılında, mutabakat imzalandı. Mutabakata göre Sabancı Holding restorasyon çalışması için 30 milyon TL’lik katkı sağlamayı vaat etti. Bakanlık da söz konusu restorasyon için bütçeden 40 milyon TL ayırdı. Binanın restorasyonunun 29 Ekim 2013’te son bulacağı ve Cumhuriyet Bayramı’nda yeniden binada sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirileceği bizzat eski Bakan Günay tarafından dile getirilmişti. Ancak, binanın restorasyonu Gezi eylemleri sırasında Başbakan Erdoğan ’ın “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera olarak kültür merkezi yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim” sözlerinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca durdurulmuştu.
‘AKM’yi hukuk koruyor’
Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, AKM’yle ilgili en son Bakan Ömer Çelik’in bütçe görüşmeleri sırasında “AKM’yi yıkacağız, yerine opera binası yapacağız” açıklaması yaptığını anımsattı. Binanın 2012 yılında restorasyon işleri için Sabancı Holding’in verdiği 30 milyon TL’lik maddi desteğin yanında 40 milyon TL’lik bakanlık bütçesinden pay alındığını ve bu bütçenin yasal olarak AKM’nin restorasyonu için harcanması gerektiğini vurgulayan Demirkaya, şunları söyledi:
“Kerelerce sendika olarak 70 milyon TL’lik bu ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu paranın nereye harcandığı hâlâ meçhul. Üstelik bu para kamuoyunun da bildiği bir para. Bakanlık desin ki, ‘Biz bu parayı turizm için harcadık, tanıtma için harcadık.’ Ama bu da söylenmiyor. Paraya ne olduğu belli değil. Sabancı Holding bina için ne kadar para harcadı bugüne değin? Harcanan para iade edildi mi, belli değil. Ayrıca 2006 yılından bu yana binanın ‘depreme dayanıksız’ olduğu dile getiriliyor. Binanın depreme dayanaklı olduğuna ilişkin bilirkişi raporları var. Hatta bu bilirkişi raporlarında, ‘Binanın eski sisteminde kullanılan malzemeleri hâlâ nitelikli ve dayanıklı’ deniyor. Buna karşın orada bir restorasyon işleri başlatıldı. Sonra bu restorasyon işleri de Bakan’ın bir sözüyle durduruldu. Şimdi sormak gerekmez mi, madem bu bina depreme dayanıksız. Neden o zaman özellikle Gezi eylemlerinden sonra polisler o binada mesket tuttu? Neden orayı bir tür karargâha çevirdiler? O bina yıkılamaz, her şeyden önce orayı hukuk koruyor.”
‘UNESCO listesinden çıkaracaklar’
“AKM için bir acil durum daha var. İstanbul UNESCO listesinden çıkarılacak. Çünkü hükümet İstanbul ve İstanbul’daki tarihi yapılar için gerekeni yapmıyor” diyen Demirkaya, İstanbul’un UNESCO listesinden çıkarılacak olmasının hükümeti çok zor duruma düşüreceğini de kaydetti. Taksim Meydanı’nın baştan aşağı SİT alanlarıyla dolu olduğuna işaret eden Demirkaya, daha önce sendikanın açtığı davada mahkemenin ret kararlarından birisinin de AKM’nin bulunduğu yerin “kimin olduğuna dair kesin bir bilginin de saptanamamasına bağladığı” olduğunu kaydetti. Demirkaya, “Binanın bulunduğu yerin tamamı kamuya ait değil, belediyeye ait olan alan da var, şahsa ait olan alanlar da” dedi. Bu nedenle de binanın yıkımının “vahim sonuçlar doğrucağını” vurgulayan Demirkaya, kendilerine gelen bilgiye göre bina eğer yıkılırsa, yerine bir AVM yapılacağı ve opera binasının da bu AVM içinde faaliyet göstereceğine dikkat çekti. Demirkaya, “Böylece artık orada büyük prodüksiyonları izlemek hayal olur. Orada cümbür cemaat içinde sanat üretilir” diye konuştu. (Cumhuriyet) SELDA GÜNEYSU
2 bin sanatçı yine kadrosuz
TBMM’de görüşülmekte olan kamuda 100 bin sözleşmeli personelin devlet memurluğu kadrosuna geçirilmesini öngören ‘Torba Kanun’ teklifinde sanatçıların esamisi okunmadı.
Sanat kurumları, kadro yetersizliği nedeniyle genel olarak ‘misafir sanatçı’ olarak tanımlanan süreli sözleşmeli sanatçılar da çalıştırıyor. Son olarak Devlet Tiyatroları’nda 1015, Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğü’nde 862, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde de yaklaşık 250 olmak üzere, toplam 2 binin üzerinde misafir sanatçı Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde görev yapıyor. Aralarında 17 yıldır sözleşmeli olarak sahneye çıkanlar bile mevcut. Misafir sanatçıların bir kısmı Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’nda başrollerde de seyirciyle buluşuyorlar.
TOKİ DE VAR TRT DE
TOKİ, TRT, GAP İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdari Başkanlıkları gibi pek çok kurumda çalışan 100 bin sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilirken; sendikal, mali, sosyal haklarını savunan ve kendilerini fahri üyesi gören sendikanın yoğun çabalarına rağmen ‘misafir sanatçılar’ bu teklifte yer almadı. Kültür Sanat-Sen yöneticileri, bir hafta süreyle misafir sanatçıların da kadroya alınması için Meclis’te kulis yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başta olmak üzere Plan Bütçe Komisyon Başkanı ve komisyon üyelerinin danışmanlarına teklif verilerek brifing sunuldu.
MEVSİMLİK İŞÇİ GİBİ
Sendikanın Genel Hukuk Sekreteri Efser Akman Hürriyet’e şunları söyledi:
“Özellikle mesleki yaş sınırı olan bale sanatçıları bu durumdan muzdarip olmaktadır. Çok başarılı olup kendilerine uzun yıllar başrol oynatılan bu sanatçılar sınav açıldığında bale için artık yeterince genç olmadıkları için tercih edilmemekte ve kadroya alınmamaktadırlar. Bu personele vasıfsız mevsimlik işçi muamelesi yapılması her şeyden önce sanat kurumlarının mevzuatına uygun değildir. ‘Misafir sanatçı’ bir unvan ya da statü değildir. Yasanın tanım belirsizliği üzerine inşa edilmiş bir joker pozisyondur.”
HÜRRİYET GAZETESİ - UMUT ERDEM 09.07.2013





