Kültür Sanat Sen
MİSAFİR SANATÇI YA DA SÜRELİ SÖZLEŞMELİLERİN KADROYA ALINMASI HAKKINDA BİLGİ NOTU...
MİSAFİR SANATÇI YA DA SÜRELİ SÖZLEŞMELİLERİN KADROYA ALINMASI HAKKINDA BİLGİ NOTU
Sanat kurumlarında Misafir Sanatçı ya da Süreli sözleşmeli diye anılan kadrosuz sözleşmelilerin kadroya alınmasıyla ilgili Devlet Personel Başkanlığı ile yaptığımız görüşmelerin hemen sonrasında, bugün de TBMM'de çalışmalarımızı sürdürdük. Genel Başkanımız Yavuz DEMİRKAYA hastalığı nedeniyle görüşmelere katılamadı ancak Genel Hukuk ve Toplusözleşme Sekreteri Efser AKMAN TBMM'de ilgili kişilerle konuyu paylaştı, destek istedi.
Kısa bir sürede hazırlanıp hemen Meclise gelen ve jet hızıyla komisyonları geçen "çeşitli kurum ve kuruluşlarda başka bir yasa hükmüne bağlı olmadan sözleşmeli çalıştırılan personellerin kadroya alınması" yasa hükmü Bugün 3 Temmuz 2013 öğleden sonraki Genel Kurulda görüşülecek olan 1/778-2/1613 sayılı Torba yasanın 9. maddesine ek-41. madde olarak eklendi. Bu yasa hükmünde, süreli olan sözleşmeliler hariç tutulmuş, kadroya isteğe bağlı başvuru ile MEMUR olarak alınma koşulu getirilmişti.
Sendikamız Misafir Sanatçı ya da Süreli sözleşmeli personelin hiç değilse bir güvence ve statüye kavuşabilmek için bu şartı kabul edebileceklerini kısa bir sürede yoklayıp, teklif vermek gerektiğini anladıktan hemen sonra TBMM'de bilgilendirme ve destek talebi görüşmelerine başladı.
Torba Yasanın 9. maddesinin ek-41. maddesine eklenmesini istediğimiz önerimiz ve gerekçesi şöyle:
YASA MADDESİ GEREKÇESİ: Sanat kurumlarında İdari sözleşme kadrosu yetersiz olduğu için, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Senfoni-Koro-Topluluklar, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüklerinde 375 sayılı KHK’nın Ek 7. Maddesi ve Bütçe yasasının 23. Maddesi uyarınca Maliye vizesi verilen ve hiçbir yasal düzenlemeye tabi olmadan sürekli olarak kadrosuz sözleşme ile çalıştırılan personel memur kadrosuna alınırlar.
YASA MADDESİ TEKLİFİ: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, DEVLET OPERA VE BALESİ İLE DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜKLERİNDE KADROSUZ SÖZLEŞME İLE ÇALIŞAN PERSONELİN KADROYA ALINMASI
Sanat kurumlarında İdari sözleşme kadrosu yetersiz olduğu için, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Senfoni-Koro-Topluluklar, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüklerinde 375 sayılı KHK’nın Ek 7. Maddesi ve Bütçe yasasının 23. Maddesi uyarınca Maliye vizesi verilen ve hiçbir yasal düzenlemeye tabi olmadan sürekli olarak kadrosuz sözleşme ile çalıştırılan personel memur kadrosuna alınırlar.
İlk görüşme bugün 3 Temmuz 2013 saat 11.30'da Milli Eğitim Kültür ve Spor komisyonu üyesi CHP Milletvekili Fatma Nur SERTER ile yapıldı, konunun ayrıntıları anlatılıp yasa önerimiz kendilerine verildi. Sayın Serter durumun Plan Bütçe Komisyonu başkanı ve üyesi olan AKP milletvekilleri ile görüşülmesinin daha etkili olacağını belirtti.
Bunun üzerine, sırasıyla Plan Bütçe Komisyon başkanı ve komisyon üyelerinin danışmanlarına teklifimiz verildi ve ayrıca kendilerine brifing de sunuldu.
Bunun dışında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK'le bizzat görüşüldü ve daha önce Toplu sözleşme masasından konuyu bildiği için kendisiyle konu rahatça görüşüldü. Yasa teklifimiz ve gerekli bilgiler kendisine ayrıntılı olarak iletildi. Sayın ÇELİK Bakanlığının konuyu anladığını ancak Maliye Bakanlığının çok ayrıntılı ve karmaşık olduğu için Belediye, Sağlık alanlarındaki sözleşmelilerle 4/Bliler dışında kapsamı genişletmediğini tarafımıza iletti.
Ardından, daha önce sendikamız tarafından görüşülmüş olan ve Genel Kurulda görüşülen Torba Yasa nedeniyle TBMM'de bulunan Devlet Personel Başkan Yardımcısı Şaban TALAŞ ve DPB Hukuki ve Mali Statüler Daire Başkanı Bekir DEMİREL ile konu ayrıntılı olarak tekrar görüşüldü, gerekli teklif ve dosya kendilerine sunuldu. DPB yetkilileri de Maliye Bakanlığının kapsama alma konusundaki isteksizliğinin Genel Kurulda belirleyici olabileceğini ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının yine de isteksiz olmayıp diğer sözleşmelileri de kapsama alabilmeye çalışacağını belirttiler.
Yarın konu hakkında çalışmamıza devam edeceğiz.
KÜLTÜR SANAT-SEN
Devlet Halk Dansları Topluluğu Müdürlüğü'nde çalışan üyemiz Erdoğan PERÇİNLİ'nin kardeşi Mustafa PERÇİNLİ vefat etmiştir. Ailesine , sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü'nde sanatçı üyemiz Alptekin ERTÜRK'ün oğlu vefat etmiştir. Ailesine , sevenlerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
YEMEK YARDIMI YÖNETMELİK MADDESİNİN İPTALİ
Devlet Memurlarının Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin '3. maddesindeki......nakden ödeme yapılamaz 'ibaresinin yürtütmesinin durdurulması için Danıştay'a sendikamız tarafında dava açılmıştır..
ÖNEMLİ DUYURU
Daha hızlı ve verimli iletişim sağlamak ve sendikamızın yürütmüş olduğu çalışmalardan haberdar olabilmemiz açısından sosyal medya adreslerimizin izlenmesi önem arz etmektedir. ilgili adresler
Facebook: https://www.facebook.com/kultursanatsenhukuk
SEÇİM RÜŞVETİ DEĞİL,TÜM ÇALIŞANLARA İŞ VE ÜCRET GÜVENCESİ, İNSANCA BİR YAŞAM İSTİYORUZ!
Seçim Rüşveti Değil, Tüm Çalışanlara İş Ve Ücret Güvencesi, İnsanca Bir Yaşam İstiyoruz!
Sal, 25 Haziran 2013
AKP iktidarı, Gezi Parkı direnişi ile yükselen halk hareketini susturmak için bir taraftan cadı avına dönüşen gözaltı ve tutuklama furyasını sürdürürken diğer taraftan çocukların bile inanmayacağı komplo iddialarını tekrarlamaktan öteye gitmeyen ‘başbakan mitinglerini’ seçim yatırımına dönüştürmenin telaşına düşmüştür.
Bugün partisinin grup toplantısında konuşan başbakan Erdoğan’ın; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4/B maddesine, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. Maddesine ve 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre istihdam edilen toplam 96 bin 500 sözleşmeli personelin kadroya geçirileceğine ilişkin açıklamaları iktidarına karşı yükselen tepkiyi yumuşatmak için seçim rüşvetine sığındığını göstermektedir.
Her Seçim Dönemi Aynı Senaryo!
Yandaş medya ve en az onun kadar yandaşlığı tescilli konfederasyon ne kadar allayıp pullasa da başbakanın açıklamaları mevcut sözleşmeli personelin sadece bir kısmını kapsamaktadır. Başbakanın açıklamalarında, bundan sonra kamuda sözleşmeli ya da geçici personel istihdam edilmeyeceğine ilişkin hiçbir iz yoktur. AKP, tıpkı 12 Haziran 2011 genel seçimlerinden bir hafta önce çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname ile yaptığı gibi bugün yaklaşan seçimlerde de elini güçlendirmek için sözleşmeli personelin bir kısmını kadroya almayı planlamaktadır.
Çağdaş Köle 4/C'liler Yine Unutuldu!
Meclis tatile girmeden yasalaştırılmasının hedeflendiği ifade edilen söz konusu çalışmada geçici personel olarak istihdam edilen 4/C’lilerin yanı sıra KİT’lerde istihdam edilen sözleşmeli personel yine görmezden gelinmiştir. Oysa kamu emekçileri arasında her açıdan en mağdur kesimin günümüzün çağdaş köleleri olarak görülen 4/C’liler olduğunu bilmeyen yoktur. Aile yardımı ve çocuk parası başta olmak üzere sosyal haklardan yoksun bırakılan, özelleştirilerek sermayeye, yandaşlara peşkeş çekilen kurumlarında aldıkları ücretin üçte biri maaşa mahkûm edilen 4/C’liler çığlığına kulaklarını tıkamaya devam etmesi AKP’nin çağdaş kölelik düzeninden vazgeçmediğini göstermektedir.
KESK, Tüm Çalışanlara İş Ve Ücret Güvencesi Talebinin Sözde Değil, Özde Tek Temsilcisidir!
KESK en başından beri, her platformda, tüm çalışanlara iş ve ücret güvencesi sağlanmasını, kamudaki parçalı istihdama son verilerek tüm sözleşmelilerin kadroya geçirilmesini savunmaktadır. Bu yılın başında Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılan çalıştaydan Kasım ve Mart aylarında yapılan Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantılarına kadar hükümet yetkilileri ile bir araya gelinen her toplantıda 2,5 milyonu aşkın kamu emekçisinin insanca bir yaşam taleplerinin en kararlı savunucusu KESK olmuştur. KESK, kamu emekçileri arasında en mağdur kesim olan, haksızlığı, adaletsizliği iliklerine kadar yaşayan 4/C’lilerin isteklerine bağlı olarak ya işçi ya da 657 sayılı DMK’nın 4/A kadrosuna geçirilmesi gerektiğini ısrarla savunmuştur.
Kamu Personel Rejimi değişiklikleri çerçevesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda değişiklik yaparak kamu emekçilerinin iş ve ücret güvencesini adım adım yok etmeyi hedefleyenler karşılarında her zaman KESK’i bulmuştur. Birileri oturduğu yerden KESK’e çamur atmayı ‘sendikal faaliyetlerinin!’ merkezi haline getirirken KESK, kamu emekçilerinin taleplerinin sözde değil, özde gerçek temsilcisi olduğunu hizmet üretiminden gelen gücünü defalarca kullanarak göstermiştir. Tüm bunlara rağmen sadece KESK'in değil 2,5 milyon kamu emekçisinin taleplerine kulaklarını tıkayan AKP iktidarının tam da yaklaşan seçimler öncesi sözleşmelilerin bir kısmına kadro vaat etmesi manidardır. Özellikle siyasi kadrolaşmanın son halkası torba yasa tasarısının TBMM alt komisyonlarında görüşülmesine devam edildiği bir dönemde sözleşmelilerin bir kısmının kadroya alınacağına dair yapılan açıklama AKP’nin samimiyetinden duyduğumuz kuşkuyu artırmaktadır.
Emekçileri Karanlık Tabloya Mahkûm Edenlerin 'Müjdesi'...
Diğer taraftan sözleşmeli personelin bir kısmının da olsa kadroya geçirilmesine dair bugün verilen söz eğer daha önce verilen pek çok söz gibi unutulmaz ve gereği yerine getirilirse tüm eksiklerine rağmen kamu emekçileri için önemli bir kazanım sağlanacaktır. Ancak KESK olarak en başından beri mücadelesini verdiğimiz; hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çalışanlara iş ve ücret güvencesi, insanca bir yaşam talebimiz hayat bulmadığı sürece, bugün için kazanım olarak görülen bu düzenlemelerin yarın hiçbir anlamı olmayacağının altını bir kez daha çizmeyi görev biliyoruz.
Unutulmamalıdır ki başbakan tarafından yapılan açıklama ile her zaman olduğu gibi yine bir ‘müjde’ gibi gösterilmek istenen düzenleme, bugün emekçilerin mahkûm edildiği karanlık tablonun mimarının AKP iktidarı olduğu gerçeğini asla değiştiremez. AKP, kamunun toptan tasfiyesi politikasının bir ayağı olan sözleşmeli ve geçici personel istihdamına devam etmekten vazgeçmiş değildir.
Bunun için önümüzdeki seçimleri atlattıktan hemen sonra sözleşmeli istihdamı yeniden şişirmeye devam edeceğini, sözleşmeli olarak istihdam ettiği bu yeni çalışanları kadroya geçirmeyi de başka bir seçimin yatırımına dönüştüreceğini bugünden görmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Bunun için AKP iktidarı döneminde kamuda istihdam yapısının güvencesizlik ve kuralsızlık temelinde nasıl değiştirildiğine ilişkin rakamlara sadece bir göz atmak bile yeterlidir.
Rakamlar Gerçekleri Çarpıtmada 'Ustalaşan' AKP'yi Yalanlıyor!
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında kamuda taşeron olarak istihdam edilenlerin sayısı 15-20 bin civarında iken bugün 600 bini geçmiştir. Yine 2003 yılında 17 bin olan sözleşmeli personel sayısı 2011 yılında 260 bini bulmuştur. Hatırlanacağı üzere 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerden bir hafta önce Resmi Gazetede yayımlanan 632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu personelin bir kısmı seçim rüşveti olarak kadroya alınmış ancak sözleşmeli alımı devam ettiği için sayı 2013 yılı mayıs ayı itibariyle 175 bine ulaşmıştır. Arsa parasını bile karşılamayan rakamlarla sermayeye, yandaşlara peşkeş çekilerek özelleştirilen TEKEL gibi kamu işletmelerinde çalışanların kölelik koşullarında istihdam edildiği geçici personelin (4/C) sayısı ise 23 bine yaklaşmıştır. Kısacası bu resmi veriler, AKP döneminde sadece özel alanda değil kamu alanında da taşeron, sözleşmeli, geçici istihdamın katlanarak arttığını göstermektedir.
AKP Gerçekten Samimi İse...
AKP iktidarı eğer samimi ise; öncelikle kamunun tasfiyesi politikalarına son vermelidir. Bunun için öncelikle her seçim döneminde çalışanların ağzına bir parmak bal çaldığı seçim rüşvetlerinden vazgeçmeli; kayıt dışı, taşeron, sözleşmeli, performansa bağlı, esnek, geçici ve kuralsız istihdamı yasaklamalıdır. Tüm çalışanlara iş ve ücrete güvencesi sağlamalı, kamu hizmetlerinin tüm yurttaşlara eşit, parasız, ulaşılabilir sunumu için gerekli düzenlemeleri derhal hayata geçirmelidir. Bilinmelidir ki, bu adımlar atılmadığı sürece sendikal mücadele ile demokrasi ve özgürlük mücadelesi arasındaki kopmaz bağlar olduğunun her zaman ayrımında olan kamu emekçilerinin mücadele örgütü KESK, üzerinde yaratılan her türlü baskıya ve kuşatma operasyonuna rağmen mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Yandaşların Sözü Sırtlarını Dayadıkları İktidarın Sınırlarını Aşamaz!
Bunun için, tüm kamu emekçilerini, Gezi Parkı direnişi ile yükselen mücadele karşısında köşeye sıkışan AKP’nin seçim yatırımı haline getirmeyi hedeflediği kısmi tavizi kendi kazanımı olarak göstermeye çalışan yandaş konfederasyonunun ayak oyunlarına karşı uyanık olmaya çağırıyoruz. Kamu emekçilerinin iş ve ücret güvencesi adım adım yok edilirken, siyasi kadrolaşmanın son halkası torba yasa tasarısı mecliste görüşülürken kuzuların sessizliğine bürünenlerin bugüne kadar verdiği sözlerin ancak sırtlarını dayadıkları iktidarın sınırları ölçüsünde hayat bulabileceği görülmüştür.
Kamu Emekçilerinden Aldığımız Güçle Mücadeleye Devam Edeceğiz!
Gezi Parkı direnişi ile tüm yurda yayılan eşitlik, özgürlük, demokrasi taleplerini kendi taleplerinden bağımsız görmeyen KESK’i karalama kampanyasına öncülük eden yandaşlar sırtlarını dayadıkları iktidarın elini-eteğini öpmeye devam etsin. KESK sadece ve sadece kamu emekçilerinden aldığı güçle fiili meşru mücadelesine devam edecektir.
KESK Yürütme Kurulu





