Kültür Sanat Sen
MEMURUN KULLANDIĞI AYLIKSIZ İZİNLERİN BAZILARI MEMURİYETTEN SAYILIYOR
Devlet memurlarının çeşitli sebeplerle ve belli sürelerle kullanabildiği aylıksız izin sürelerinin bazıları, bu sürelerin borçlanılmış olup olmamasına bakılmaksızın, memuriyet sürelerinden sayılıyor.
Çeşitli sebeplerle ve değişen sürelerle aylıksız izin kullanmaları mümkün olan Devlet memurlarına, kullandıkları aylıksız izin hallerinin bazılarından dolayı, her yıl için bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi veriliyor.
Memuriyetten sayılan aylıksız izinler
*Kamu sendikalarında ve konfederasyonlarda yönetimlerine seçilen ,kamu emekçilerinin yöneticilik dönemleri boyunca aylıksız izinli olanların süreleri memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
*Askerlik görevini tamamlayıp memuriyete dönen memurun aylıksız izinli olarak askerde geçirdiği süreler memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
*Kendisi veya eşi doğum yaptığı için aylıksız izin kullanan memurun bu şekilde geçirdiği aylıksız izin süreleri memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
*Zorunlu yer değiştirmeye tabi eşinin atandığı yere (1. ve 2. derece kalkınmada öncelikli yerler hariç) atanamadığı için memuriyeti süresince 4 yılı aşmamak üzere eşinin görev süresi kadar aylıksız izin verilen memurun bu şekilde geçirdiği aylıksız izin süreleri memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
*Yabancı devletlerin resmî kurumlarında veya uluslararası kuruluşlarda aylıksız izinli sayılmak suretiyle görevlendirilen memurun, görevine dönmesi halinde, aylıksız izinli olarak geçirdiği söz konusu süreler memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
*Teşkilat kanunlarındaki özel düzenlemeler kapsamında aylıksız izinli sayılmak suretiyle başka kurumlarda görevlendirilen memurun, diğer kurumlarda görevli olarak geçirdiği süreler memuriyette geçmiş sayılmaktadır.
Emeklilik bakımından aylıksız izin süreleri
Memurların aylıksız izinli olarak geçirdikleri sürelerin emeklilik hakları bakımından değerlendirilebilmesi için, söz konusu izin sürelerine ilişkin kesenek ve kurum karşılıklarının (sosyal güvenlik primlerinin) kendileri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırılmış olması veya söz konusu sürelerin borçlanılmış olması gerekmektedir.
Eşit ve Özgür Bir Hayatı Biz Kadınlar Kuracağız, 8 Mart’ta Sokaklarda ve Alanlarda Olacağız!
DİSK Kadın Komisyonu, KESK Kadın Meclisi, TMMOB Kadın Çalışma Grubu ile TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne çağrı amacıyla 1 Mart 2021 tarihinde TTB Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi.
Toplantıya TTB adına Deniz Erdoğdu ve Güleser Karakoç, DİSK adına Nevin Kızılöz, KESK adına Kadın Sekreterimiz Gülistan Atasoy Tekdemir ve TMMOB adına Ayşegül İbici Oruçkaptan ve Buket Çelik katıldı.
Dört örgüt adına ortak açıklamayı Deniz Erdoğdu okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:
Eşit ve Özgür Bir Hayatı Biz Kadınlar Kuracağız
8 Mart’ta Sokaklarda ve Alanlarda Olacağız!
Kadınlar hem toplumsal yaşamda hem de çalışma hayatında erkek egemen düzene karşı mücadele etmeye devam ediyor. Kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit değerde işe eşit ücret talebi ile İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması için mücadeleyi ısrarla ve inatla sürdürüyor!
COVID-19 salgınının birinci yılında çalışma ve toplumsal hayatta derinleşen eşitsizliklere karşı sosyal politikalar geliştirmek yerine kadınların yaşadıklarını görmezden gelen iktidar, kadınlara güvencesiz ve sendikasız çalışma biçimlerini dayatmaya devam ediyor. Ancak kadınlar yaşamın her alanında her türlü eşitsizlikle mücadele etmeye devam edecekler!
Hangi meslekten hangi toplumsal kesimden olursa olsun kadına yönelik şiddet yaşamın tüm alanlarında ve yaygın olarak sürmekte, kadın cinayetlerinde cezasızlık kural haline gelmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddete uğruyor, “intihar” denilen son derece şüpheli ölümlerle kadınların yaşamları çalınıyor. Buna karşın yaşamlarını korumak için öz savunmasını kullanan kadınlar serbest bırakılmak yerine, ağırlaştırılmış cezalarla cezaevlerinde yaşamaya mahkûm ediliyor. Biz kadınlar biliyoruz ki eşitlik ve özgürlük talebimiz devletin erkek egemen hukukuna sığmayacak; evde, işyerinde, sokakta cinsiyetçiliği ve tacizleri ifşa etmeye devam edeceğiz!
Tüm dünyada, özellikle de yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde kazanılmış haklarımıza dönük yoğun saldırılara ve dinselleştirme politikaları ile bizi toplumsallıktan kopararak yaşamımız üzerinde kurulmak istenen denetime karşı “Hayatımızdan ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek direniyoruz.
8 Mart, dünyanın neresinde olursa olsun sömürüye, ayrımcılığa, baskıya karşı yürütülen, kadın haklarının kazanılmasında verilen direnişin simgeleştiği bir mücadele günüdür. Eşitsizliğin, sınırsız tüketimin, sömürünün, yoksulluğun sistemleştiği; kapitalizmin, kadın ile kurduğu “ucuz emek-kutsanmış annelik” ilişkisinin neoliberal politikalarla tüm dünyada yeni kölelik koşullarının dayatıldığı bu dönemde, kadının varoluş mücadelesi çok daha anlamlı bir hale gelmiştir. Hep birlikte sesimizi yükseltmek, demokratik, özgür ve eşit bir dünya kurabilmek, aşağıdaki taleplerimizi haykırmak için mücadelemizi yükseltelim!
- Kadın istihdamının önündeki engellerden olan bakım hizmetleri kadının üstünden alacak özel politikalar uygulanmalıdır.
- Salgın döneminde, artan kadın işsizliğini azaltacak istihdam politikaları hızla hayata geçirilmelidir.
- Kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırmaya son verilmeli, güvenceli iş, güvenli yaşam koşulları sağlanmalıdır.
- Kadınlar regl döneminde en az iki gün ücretli izinli sayılmalıdır.
- Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
- Kadını eğitimden, istihdamdan, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin hızla artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi hemen iptal edilmelidir.
- 8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.
- İstanbul Sözleşmesi tartışmasına son verilmeli, sözleşme ve 6284 sayılı yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır.
- COVID-19 aşısı en kısa sürede yaygın ve ücretsiz uygulanmalıdır.
Kadınların eşit ve özgür olduğu, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için,
Hayatlarımıza sahip çıkmak için,
Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için,
Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için,
Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için,
Emeğimizi ve hayatı örgütlemek için,
Demokrasiyi, barışı, laikliği kazanmak için,
Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya 8 Mart alanlarına çağırıyoruz.
Evde, işte, okulda, tarlada, fabrikada, atölyelerde, emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart mücadele gününü kutluyoruz.
Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var!
Yaşasın kadın dayanışması!
DİSK Kadın Komisyonu
KESK Kadın Meclisi
TMMOB Kadın Çalışma Grubu
TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
İnsanca Bir Yaşam İçin Direnen İşçilerin, Emekçilerin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz
Ülkenin işçileri, emekçileri olarak çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bir taraftan ekonomik kriz, diğer taraftan pandemi yaşam ve geçim koşullarımızı her geçen gün daha fazla içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Salgın koşullarında ekmeği ile yaşamı arasına sıkıştırılan milyonlarca işçinin ücretsiz izin dayatmasından, KOD 29 adı altında hukuksuz bir şekilde işinden-ekmeğinden edilmesine, sendikasızlaştırma politikalarından en temel anayasal hakkı olan grev hakkını kullanmasının engellenmesine, işçilerle halkı karşı karşıya getirmeye dönük tutumdan grev kırıcılığına uzanan saldırılara boyun eğmesi bekleniyor.
Ancak tüm zorluklara ve baskılara rağmen emeğin haklarına sahip çıkma ve insanca yaşam mücadelesi Kocaeli Baldur fabrikası işçilerinden Migros işçilerine, Çorum Ekmekçioğulları fabrikası metal işçilerinden çeşitli belediyelerin işçilerinin sürdürdüğü direnişlerle devam ediyor.
Ülkeyi yönetenlerin grevleri yasaklamakla, sendikal hakları engellemek ile övünür hale geldiği, arka bahçesi haline dönüştürdüğü sendika demeye dilimizin varmadığı yapılar aracılığı ile işçileri emekçileri açlığa ve yoksulluğa mahkum ettiği mevcut koşullar zaten yeterince ağırdır.
Hiç kimsenin hele de emekten yana olduğunu söyleyenlerin emeğin aleyhine olan mevcut koşulları görmezden gelmeye hakkı yoktur. Hele de direnişteki işçileri halkla karşı karşıya getirmeye dönük adımlar atmaya, iktidarı ve iktidarın yerel yönetimlerinin emek karşıtı politikalarını referans alarak işçilerin ‘kötünün iyisi ile yetinmesini’ beklemeye, grev kırıcılığına soyunmaya kalkması kabul edilemez.
KESK olarak en başından beri işverenin kim ya da kimler olduğundan bağımsız olarak en temel anayasal haklarının kullanması engellenen, taleplerine kulak tıkanan işçilerin, emekçilerin mücadelesini kendi mücadelemiz olarak gördük. Bundan sonra da bizi biz yapan temel değerlerimizden vazgeçmeyeceğiz.
Kendi elleriyle yarattıkları işsizliği, güvencesizlik temelinde bin parçaya böldükleri istihdamı emekçileri birbirinin düşmanı ve ‘sıtmayı gösterip ölüme razı etme’ politikasının aracı haline getirenlerin ve bunu kendine referans edinenlerin karşısında olmaya devam edeceğiz.
Din, dil, ırk, siyasal düşünce, etnik köken, mezhep, engelli, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve felsefi düşünce ayrımı gözetmeksizin tüm işçilerin, emekçilerin birleşik mücadelesini örmek için üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeyi sürdüreceğiz.
Bu temelde nereden gelirse gelsin emeğin grev hakkı başta olmak üzere en temel sendikal haklarını yok sayarak milyonlara 19. Yüzyıl kölelik koşullarını reva görenlerin karşısında, insanca bir yaşama mücadelesi veren işçilerin, emekçilerin mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşmayı görev biliyoruz.
Yürütme Kurulu
KOVİD 19'UN KAMUDA ÇALIŞMA DÜZENİNE ETKİLERİ ARAŞTIRMASI
EN FAZLA 5 DAKİKANIZI ALACAK BU FORMA
ÖZENLE CEVAP VERECEĞİNİZ İÇİN
KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (KESK)
ADINA TEŞEKKÜR EDERİZ.
LÜTFEN FORMU SONUNA KADAR DOLDURUNU
KESKLİ KADINLARDAN MEKTUP VAR
GÖREVDE YÜKSELME SINAV HAZIRLIK KİTABI
Başta üyelerimiz ve tüm sınava girecek kamu emekçilerinin sınava daha donanımlı girebilmeleri için hazırladığımız kitabımızı işyeri temsilciliği, il ve bölge temsilciliği ile şubelerimiz aracılığı ile temin edebilirsiniz. Uzmanlar tarafından hazırlanan kitabımız tüm emekçilere ücretsiz olarak dağıtılacaktır. Uzun yıllardır sınavın açılmaması, sınav başarı puanının 60'a düşürülmesi ve mülakat sınavın getirmesi adaletli bir sınav sürecinin yaşanmasının önünde kuşku yaratmaktadır. Fakat biz Kültür Sanat- Sen olarak oluşturduğumuz sınav izleme komisyonu ile sürecin sıkı takipçisi olacağız.
Sınava hazırlanan tüm kamu emekçilerine şimdiden başarılar dileriz.





